9 Ocak 2015 Cuma



BUENOS AIRES

''Güzel Havalar'' ve Tangonun kenti

Bu güne değin 70'e yakın ülkeye gittim. Bu ülkelerin hiç biri ekvatorun güneyinde değildi. Yıllar önce Singapur'dayken ekvatora 150 km kadar yaklaşmıştım ama o kadar; güneye geçmek kısmet olmadı...
İstanbul'dan kalkan uçağımız yaklaşık 12  saat havada kaldıktan ve Sao Paulo'da 2 saat kadar oyalandıktan sonra, Buenos Aires hava alanına zamanında indi. Saatime baktım; yolculuğumuz 17 saat sürmüş. Ekvatoru ilk kez geçmenin coşkusundan olacak kendimi hiç de yorgun hissetmedim.
Paseo Del Rosedal

Geçmişe Şöyle Bir Göz Atalım
İspanyolca'da  anlamı güzel havalar olan Buenos Aires 8 milyon nüfusu ile Güney Amerika'nın 2. büyük kentidir. Kent nüfusunun çoğunluğu İspanyol ve İtalyan kökenlilerden oluşuyor. Ancak  Araplar, Ermeniler, Museviler ve Doğu Asyalılar da azımsanmayacak bir nüfusa sahipler. Kent'i ilk kuranların (1536) İspanyollar olduğu biliniyor. İşgalden hemen sonra yerlilerin mukavemeti ile karşılaşan istilacılar, bir kaç yıl sonra buraları terk ediyorlar. 1580 yılında ise; bir daha geri dönmemek üzere bu topraklara yerleşiyorlar. Tarihsel süreçte her zaman önemli bir liman kenti olan Buenos Aires, 1880 yılından bu yana Arjantin'in başkentidir.

Nerelere Gidilir
Size ilk önerim, Türkiye ile 5 saatlik zaman farkı nedeniyle zaten erkenden uyanacağınız için henüz günlük trafik başlamadan 144 metre genişliği ile dünyanın en geniş bulvarı olan 9 Juli Bulvarı'nın, bizdeki orta karar bir cadde genişliğindeki kaldırımlarında yürümeniz olacaktır. Cadde, yan yollar, ortadan geçen metrobüs yolları ile birlikte 22 şeritten oluşuyor. ''Karşıdan karşıya geçmek bir hayli zaman alıyor'' dersem abartmış olmam.

9 Juli Avenue - Eni 144 Metre
Bulvarın ortasında kentin kuruluşunun 400. yılı anısına 1936 yılında yapılmış olan bir Obelisk(dikili taş-Colon) var. Mimar Alberto Prebisch'in eseri olan bu dikili taşın yüksekliği 68 metre. Burası, fotograf çekmek için en uygun ışığı sabah saatlerinde alıyor. Dikili taşın hemen çevresindeki yeşil alan, akşamları, çoğunlukla 14-18 yaş arası kızlı erkekli gençlerin uğrak yeri. Gitar çalıyorlar, şarkı söylüyorlar, oyun oynuyorlar... Kısaca gençliklerini yaşıyorlar. Bir süre izledim onları; ne  kavga, ne hır gür; bir de sıcak ülke insanı olacaklar(!).
9 Juli Bulvarı'nın üstünde ve her iki yanında, aralarında Donkişot'un ki de olan yontular, süs havuzları ve çok güzel binalar var. Bu binaların en ünlüsü ise hiç kuşkusuz dikili taşa çok yakın olan Theatre Colon. Rehberimiz Maria anlatıyor, ben not alıyorum:
Colon- Av 9 Juli

-''Tiyatro binası mimar Francesco Tamburini tarafından tasarlanmış ve 1908 yılında ilk kez Aida operası ile perdelerini açmış. 6 katlı balkonu bulunan binanın koltuk kapasitesi 2500 kişilikmiş. Bir kaç mimari biçemin bir arada uygulandığı bu pembemsi kırmızı binanın dış duvar kabartmaları ve yontuları ise Luigi Trinchero'nun eseriymiş.
Theatre Colon
Theatre Colon, dünyanın en iyi üç , ses kalitesi en iyi beş opera binası arasında yer alıyormuş. Yıllar içinde birçok kez onarılmış. En son onarımı ise  2006 yılında başlamış ve 2010 yılında tamamlanmış.'' Küçük bir not: Theatre Colon'un en güzel fotografını ise öğle üzeri çekebilirsiniz.
Umarım yürümekten hoşlanırsınız. Zaten bir kenti tanımanın en iyi yolu onu yürüyerek dolaşmaktır. O halde 9 Juli Bulvarını dikine kesen Av. De Mayo'dan Plaza De Congreso'ya doğru yürümeye başlayalım. Av. De Mayo uzunca bir bulvar. Plaza De Mayo'dan başlayıp kongre binasına kadar uzanıyor. Bulvarın batı ucundaki Ulusal Kongre Binasının muhteşem bir görüntüsü var. Congreso'nun ön cephesinde büyükçe bir park (Plaza Congreso ) ve bu parkta, yüksekçe bir kaideye yerleştirilmiş onlarca yontudan oluşan bir anıt var.
Plaza Congreso
 Parkta dikkatimi çeken bir başka yontu ise; Rodin’in ‘’Düşünen Adam’yıdı’’ Garibim, parkın bir köşesine çekilmiş düşünüp duru… Sordum; kopyaymış… Benzerini Sevilla’da gördüğüm, çevresi’nin uzunluğu, toprak üstündeki kökleriyle birlikte yaklaşık 20 metre olan bir kauçuk ağacı ise parkın bir başka köşesinde…
Congreso Park- Düşünen Adam: Düşünüp Duru...

Ağaç, demir parmaklıklarla koruma altına alınmış. Kongre Binası'nı fotograflamak için en uygun zaman, sabah ile ikindi arası; akşama doğru güneş binanın arkasından vurduğu için Congreso'nun ön yüzü karanlıkta kalıyor.

Tortoni'ye Giriş Sırası
Şimdi geldiğimiz yoldan geriye doğru yürüyelim. Hedefimiz Plaza De Mayo. Ulu ağaçların gölgelediği Av. De Mayo’nun her iki yanında et lokantaları var. Hazır yolumuzun üstündeyken ve vakit henüz öğle yemeği için erken olduğundan,  Buenos Airse'e gelen hemen herkesin gittiği ünlü  Cafe Tortoni'ye uğrayalım. Önceden yer ayırtmadıysanız, kapıda kuyruğa girip sıranızın gelmesini bekleyeceksiniz. Bizim 20 dakika beklemek zorunda kaldığımızı yeri gelmişken söyleyeyim. Maria anlatıyor: ''Tortoni Cafe, Fransız asıllı Touan adlı bir girişimci tarafından1858 yılında işletmeye açılmış. Bugünkü yerine ise (Av. De Mayo 825) 1880 yılında taşınmış.
Cafe Tortoni
Açıldığı günden bu güne her zaman politikacıların, sanatçıların, şairlerin ve yazarların uğrak yeri olmuş. Zaman zaman şiir dinletilerine ve tangoya ev sahipliği yaparmış. '' Binanın dışı yalın ve gösterişten uzak. İçi ise;  20. Yüz yıldan esintiler taşıyor. İçerisi, çoğunluğu ben yaşlardaki turistlerle dolu.  Anladığım kadarıyla gençler, eğer turist değillerse; burayı fazla ciddi ve kasvetli buluyorlar. Peki neden bu kadar ünlü? Ünü, ünlülerin uğrak yeri olmasından geliyor olmalı.
Cafe Tortoni
Genelde insanlar böyle yerlere gitme ihtiyacı duyarlar. Peki ben neden gittim? Az önce söyledim: Buenos Aires'e gelip de Tortoni'ye uğramamak olmaz. Sizin de başınıza gelmiştir. Dönüşünüzde, Boenos Aires’e sizden önce giden birinin,
-‘’Şekerim! Tortoni’de bir kahve içtiniz mi?’’ sorusuna, yanılıp şaşırıp,
-‘’Gidemedim’’ yanıtı verdiyseniz; yandınız; ‘’Gidemedim’’ yanıtının karşılığı çok acımasız olur.
-‘’Alınmayın ama Tortoni’de bir kave içip, lezettli pastalarından tatmadıysanız, Buenos Aires’e gitmiş sayılmazsınız.’’. Yandı gülüm keten helva. Seyahat için harcadığınız onca paraya mı yanarsınız, yoksa o kişiye nezaketinizden dolayı gerekli yanıtı verememenize mi?
Bu tür diyalogdan uzak durmak istiyorsanız; Tortoni’ye bir yol uğrayın…

Plaza De Mayo
Tortoni'den ayrıldıktan 3-5 dakika sonra, Av. De Mayo'nun sonuna ulaştık. Son demem sözün gelişi: Aslında bir son değil. Plaza De Mayo(Mayıs Meydanı), Arjantinliler’in İspanyollar’dan bağımsızlıkları ile sonlanan (Mayıs 1810) özgürlük eylemlerinin başladığı  başladığı meydan. Bu meydan, sadece Buenos Aires'in değil, Arjantin'in en ünlü meydanıymış. Buenos Airesliler buraya, Buenos Aires’in Kalbi diyorlar. Az önce Arjantin'in özgürlük hareketinin burada başladığından söz etmiştim.  Arjantin’i faşist diktatörlüğe götüren ilk hareketler de bu meydandan başlamıştı malesef.

Meydan, aman aman büyük değil. Ancak; çevresinde önemli binalar var. Bunların en ünlüsü başkanların resmi ofisi ve ikametgahı olarak kullanılmış, pembe renkli Casa Rosada'dır(pembe ev).
Casa Rosada
Mimar E.Aberg'in 1882 yılında yaptığı binaya daha sonra Francesco Tamburini bazı eklemeler yapınca; bu günkü Casa Rosada ortaya çıkmış(1898). Binanın renginin pembe olmasının nedeni, harca katılan sığır kanıymış. Bu bilgi bana pek inandırıcı gelmedi doğrusu...
Plaza De Moya- Özgürlük Anıtı(Mayıs 1810)
Plaza De Mayo'nun güneyinde yer alan Casa Rosada şimdilerde eski başkanların eşyalarının sergilendiği müze olarak kullanılıyor. Binanın ön cephesinde, meydana bakan balkondan başkanlar halkı selamlarmış. Eva Peron'un da bu balkondan Arjantinlilere seslendiğini öğrenen Japon turistlerden fırsat bulup da balkona çıkamadım. Niyetim o balkondan alandaki düşsel kalabalığı selamlamaktı; olmadı. Casa Rosada’ya giriş bedava.

Meydanın doğu tarafında ise Catedral Metropolitana bulunuyor. Buenos Aires'in en ünlü katolik kilisesi olan Metropolitana'nın bu günkü yerine daha önce bir kaç kez kilise yapılmış.
Cathedral Metropolitana


Şimdiki kilise ise 1791 yılında hizmete girmiş. Ön cephesi Kadim Yunan tapınaklarından esinlenilerek 12 havariyi temsil eden 12 sütunlu olarak tasarlanmış. Neoklasik biçemli kilise, bir değil birden fazla mimarın imzasını taşıyormuş.

Kilisenin hemen arkasında Arjantin Ulusal Bankası'nın bulunduğu bina var. Ulusal Banka binasının görülecek nesi var demeyin. Burası 1880 yılına kadar tiyatro binası olarak kullanılmış. Bir başka deyişle burada Theatre Colon faaliyet gösteriyormuş. 1880 yılında burası banka olarak kullanılmaya başlayınca Theatre Colon  şimdiki yerine taşınmış.
Arjantin Ulusal Bankası-İlk Theatre Colon

Plaza De Mayo’ya hemen yürüyüş mesafesinde olan Av Callao, Buens Aires’in ünlü caddelerinden biri... Burası rehberimizin dediğine göre 24 saat uyumazmış. İstiklal Caddesi’nin kulakları çınlasın. Anlayacağınız eğlenceli bir cadde. Av Callao üzerinde bulunan en ünlü ve en eski mekan Milling Cafe’imiş. Onarımda olduğu için içeri giremedik.  

Paseo del Rosedal(gül bahçesi), kentin Palermo bölgesinde. 1914 yılında Carlos Thayo tarafından tasarlanan bu parkı mutlaka ziyaret edin. İçinde büyükçe bir gölün, çeşitli yontu ve havuzların ve aklınıza gelebilecek her renkte binlerce gülün bulunduğu bu park, özenle tasarlanmış. Buradaki kadar geniş alana yayılmasa da benzerini Viyana'da gördüğüm bu bahçede, ulu ağaçların altındaki banklara oturup, bin bir gülün kokusu ile harmanlanmış nefis havayı soluyarak, önünüzden geçen genç çiftleri, günün hemen her saatinde spor yapan yaşlısı ve genciyle Buenos Aires'lileri izleyip, saatler geçirebilirsiniz. Parka giriş serbest.
Jardin Japanes

Palermo'da bulunan bir ünlü park da Jardin Japanes'dir (Japon Bahçesi). İlginçtir; Japonlar, kültürlerinin bir parçası olan bahçelerini dünyanın birçok kentinde yapmışlar. Buenos Aires'deki de bunlardan biri…
Paseo del Rosedal
Ben birçok yerde bu bahçelerin benzerlerini gördüm. Kırmızı balıklarlarla dolu yapay göller, Japonya'ya özgü ağaçlar, çiçekler, Japon Bahçeleri'nin olmazsa olmazı kırmızı ahşap köprüler ve  ritüele göre çay içeceğiniz çay haneler. Ülkemizde Eskişehir dışında Japon Bahçesi olan kent  var mı? Bilemiyorum...
-’’Acaba özgün bir Türk Bahçesi tasarlayıp Japonların yaptığını yapabilir miyiz ?’’. Kendi sorumu kendim yanıtladım:
-’’ Kardeşim AVM yapmak varken, Türk Bahçesi de ne iş, icat çıkarma’’ Necip Milletimin çoğunluğunun AVM’ci olduğunu bilmiyor musun? Bahçeye Giriş 32 ARS.
Paseo del Rosedal

Tahmin edemeyeceğiniz kadar çok yeşil alanları,  golf, polo, spor alanları, futbol sahaları; ortasında her biri sanat yapıtı olan yontuları ile büs-büyük meydanları; kaldırımlarında, insanda başka bir gezegendeymiş duygusu uyandıran masmavi çiçekli ağaçlarla (Jacaranda) kuşatılmış bulvarlarıyla Palermo, tarihsel yapılar bir yana bırakılırsa, Buenos Aires'in görülmesi gereken en önemli bölgesi bana göre.
Jacaranda:Mavi Ağaç-Palermo:Av.del Libertador
Olanağınız varsa burayı arabayla şöyle bir görüp geçmek yerine benim yaptığım gibi araba ile bir tur atıp, sonra yürüyerek dolaşın.

Buenos Aires'de görülmesi gereken yerlerden biri de Recoleta'dır. Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi,  bacamsı küçük kuleleri ve pembe taşlarla yapılmış, çizgi filmlerdeki kral saraylarına benzeyen bir yapıda faaliyet gösteren Recoleta Kültür Merkezi, bir çiçeğin taç yapraklarını betimleyen ve paslanmaz çelikten yapılmış Floralis Generica ve Recoleta'nın en ünlü ve en çok ziyaret edilen yeri, Eva Peron'un mezarının da bulunduğu Recoleta Mezarlığı burada. 
Floralis Generica
 Populist bir Güney Amerika diktatörü olan Peron'un karısı Eva'nın öyküsünü ve bu öykünün yarattığı söylenceyi çoğunuz bilirsiniz. Bu mezarlıkta birçok devlet adamının, ulusal kahramanın, sanatçının ve varsılların yattığını söyledi rehberimiz. Çevresi yüksek duvarlarla çevrili, süslü ve kemerli bir taş yapıdan girilen mezarlık, daracık sokakları, heykelleri ve çoğu mimari bir kaygı güdülerek yapılmış mezar evleri ile 
''minyatür'' bir kent görünümünde. Kimi mezar evlerde tabutlar toprağa gömülü değil; odanın ortasında öylesine duruyor...
Recoleta Mezarlığı- Bir Açık Hava Müzesi ...
Peki bu'' minyatür kentte'' Eva’nın mezarını nasıl bulacaksınız? Endişeniz olmasın. İnsanlar akın akın nereye doğru gidiyorlarsa; onları izleyin, bir kaç dakika içinde Eva ile karşı karşıyasınız.
Eva Peron'un Mezarı
Onun mezarını fotograflamak için kuyruğa girip, sizden önce gelenlerin sıralarını savmalarını bekleyeceksiniz. Eva, akrabaları ile Familia Duarte) birlikte sandık odası büyüklüğünde bir mezarda koyun koyuna yatıyor. Mezarlık ilginç, ziyaret listenize alın.

Buenos Aires'in yeni yerleşim yerlerini merak ediyorsanız Puerto Modero'ya gitmenizi öneririm. Atlas Okyanusundan, kentin içine doğru açılmış olan Dique Kanalının bir yanı Av. De Modero. Bu bulvarın üzerinde birçok İtalyan Restoranı bulabilirsiniz. Bulvar üzerinde bir de Katolik Üniversitesi'nin yerleşkesi var. Yeni ve yüksek binaların sıralandığı kanalın kaşı kıyısındaki binalarda varsıllar yaşıyormuş. Kanalın bu yakasında, kanala koşut yürüyüş yolu Puerto Modero'yu yürüyerek dolaşmak için güzel bir fırsat yaratıyor.
Puerto Modero

Av.De Modero’ya piyade yürüyüşü ile beş dakikalık mesafede eski kentin bulunduğu ve genelde düşük gelirlilerin yaşadığı San Telmo semti bulunuyor.
San Telmo-Humberto'da Pazar Yeri
Burayı pazar günü dolaşmanızı öneririm; çok şenlikli oluyor. Hafta sonunda Humberto ve Defensa sokaklarında kurulan pazarda her şey var; derde devadan gayrı… Tekstil ürünlerinden, hediyelik eşyalara, antika eşyalardan türlü çeşitli yiyeceklere kadar her şeyi burada bulmanız olası. Köşe başlarında sokak çalgıcılarının söyledikleri hareketli ve insanda dans etme isteği uyandıran kıvrak ve sıcak  kanlı şarkılar; onların hemen ötesinde ise; çevrelerinde halkalanmış meraklıları umursamaz görünen bir çiftin, akardiyon eşliğinde yaptıkları tango, bu şenlikli pazar yerine ayrı bir renk katıyor.
Sokak Çalgılcıları .San Telmo
Eğer bunca yürüyüşten sonra acıktığınızı hissederseniz, seyyar et lokantalarını size hizmete amade bulacaksınız. Fiyatlar mı? Oldukça ucuz. Et mi? Kuşkunuz olmasın; lezzeti bizdeki ortalamanın üstünde.  
Buenos Aires'de gelmeden önce en çok merak ettiğim ve görmeyi istediğim yer La Boca'ydı. Seyahate çıkmadan önce burasına ilişkin birçok yazı okudum. Her gören övgü ile bahsediyordu La Boca’dan.
La Boca: Maradona, Eva ve Bir Aziz Halkı Selamlıyor
Bir yere, övgü dolu sözcüklerin etkisi ile gidip, düş kırıklığına uğramaktan korkmuşumdur her zaman. La Boca’ya da bu duygularla gittim. Doğrusu korktuğum başıma gelmedi; yalnız umduğumdan daha küçük bir alana yayılmış buldum. La Boca, İspanyolca'da ağız demekmiş.
La Boca


Sanırım bu yakıştırma Buenos Aires Limanının hemen yanı başında olmasından kaynaklanıyor…. Cenovalı İtalyan göçmenlerin kurduğu La Boca, kentin en yoksul mahallesiymiş. Öyle ki buraya ilk gelenler, yatacak yer yokluğundan aynı yatağa  nöbetleşe yatarlarmış. Yoksulluk içinde yüzen La Boca’lıların her zaman devletle başları derde girmiş. Hatta bir zamanlar kendilerine özgü bir bayrakları bile varmış.
Burayı ünlü yapan, hiç kuşkusuz birçoğu teneke kaplı, gök kuşağının tüm renkleri ile boyanmış evleri. Rehberimizin söylediğine göre patronlar liman işçilerine para ödeyemedikleri zaman, işçilere olan borçlarını batıkların saclarını ve boya vererek öderlermiş; evlerin bu şekilde olmasının sebeb-i hikmeti buymuş. Arabadan inip, La Boca’yı dolaşmaya başladığınız an çok farklı bir dünyaya adım atıyormuş duygusuna kapılıyorsunuz. 2 katlı, gök kuşağının tüm renkleri ile boyanmış teneke kaplı evler, evlerin altında kafeler, hediyelik eşya dükkanları, küçük et lokantaları, barlar, tango dersi verenler, hemen sokakta tango yapanlar…
La Boca - Tangocu
Maradon’a burada bir tanrı gibi. Onun futbola başladığı takım olan Boca Juniors, La Boca’nın takımıymış. Hediyelik eşya dükkanlarında bolca Boca Juniors’un formaları, atkıları vb. satılıyor.
Dedim ya La Boca ilginç bir yer. Size önerim: Önce sadece sokakları dolaşın,  sonra mimlediğiniz yerlerin fotografını çekin. Tüm bunları yaptıktan sonra da bir kafe bulup oturun ve bir şeyler içip burayı yaşamaya çalışın. Bu arada bir uyarı: Çantalarınıza dikkat edin. Sırt çantalarınızı’’ göğüs çantası’’ yapın; benim yaptığım gibi.
Buraya kadar gelmişken, 30 kilometre uzaklıktaki Tigre’yi de ziyaret etmelisiniz. Tigre’ye trenle ve kuzey otobüs terminalinden kalkan otobüslerle gidebilirsiniz. Biz, turumuzun programında yer aldığı için araba ile gittik.
 Tigre


Yol boyu gördüğümüz kırlar, at çiftlikleri, güzel villalar nedeniyle yaklaşık 35 dakika süren yolculuğun nasıl başlayıp nasıl bittiğini anlayamadık.
Tekne Bakkal-Tigre
Tigre, Parana Nehri’nin oluşturduğu çok büyük bir deltada yer alıyor. Rehberimizin söylediğine göre delta o kadar büyükmüş ki; nehrin kolları ile parçalanmış 1000 kadar karadan(adadan) oluşuyormuş. 1000 ada, 1000 kanal? Sayı bana biraz abartılı geldi. 1000 sayısını, çokluğu anlatmak için söyledi sanırım; ‘’Sana bin kere söyledim hala yapmadın’’ sözündeki çokluğu anlatan 1000 gibi…
Delta’yı tekne ile dolaşıyorsunuz. İlginç bir yer. İskeleden uzaklaşıp, deltanın derinliklerine yol almaya başlayınca, kararsızlığınız artıyor. ‘’Fotograf mı çekmeliyim, yoksa rehberin anlattıklarını dinlerken etrafı mı seyredeyim ?’’ Ben ikisini birden yapmaya çalışıyorum.
Her iki kıyıda tek ve 2 katlı evler. Kimi villa kıvamında, kimi derme çatma. Ama hepsinin önünde teknelerin yanaşacağı bir iskele var. Evlerin üzerinde, yani iskelelerde kapı numarası yok.  Peki! postacı ya da bir başkası evi nasıl buluyor? Evlerin üzerindeki isimlerden bulurlarmış. Öyle ki; evi bir başkası satın alsa bile ismi değiştirmezmiş. Değiştirmek uğursuz sayılır, ilk sahibinin adını taşıyan bir ev,  yeni sahibindeyken de aynı adı taşımaya devam edermiş. Tuhaf. Burada ulaşım teknelerle sağlanıyor. Taksi mi çağıracaksınız; iskelenize hemen bir tekne taksi yanaşıyor.
Monumento a Los dos Congreso
Çöp toplama ve posta tekneleri, temizlik ve posta hizmeti veriyorlar. Yollar’’su kanalı’’ olduğu için evlere sebze, meyve, kuru gıda, tüp, damacana suyu servisleri de özel olarak tasarlanmış teknelerle yapılıyor. Yaklaşık 5000 kişinin yaşadığı deltada bura sakinlerinin gereksinimlerini karşılamak için, okul, kilise, hastane ve spor alanları vb bulunuyor. Su bulanık. Nedeni yağmur değilmiş, deltayı oluşturan nehirler hep bulanık olurmuş. Tigre Deltası, özellikle hafta sonlarında yakın yerlerden gelen günübirlikçiler nedeniyle çok kalabalık oluyormuş. Uzun süre kalmak isteyenler ise; butik otellerde ya da kamp yerlerinde konaklıyorlarmış. Hazır gelmişken Tigre Deltası’na yarım gün ayırın.
Bu aradaTigre’nin karşı yakası Montevideo; Uruguay’ın başkenti. İsterseniz ve yeterli zamanınız varsa; oraya günü birlik giden teknelerle gidebilirsiniz.

Ve Tango!
Tangonun doğuşuna ilişkin bir çok söylence vardır. Kimi bu dansın ortaya çıkışını 19 yüzyılın başlarında Cenova’dan göçen İtalyanlara, kimileri de  Afrika’ya dayandırır.
Tango:Keder, Melankoli ve Başkaldırının Dansı
Kim ne derse desin ve tangonun ortaya çıkmasına kim yol açmış olursa olsun, hepsinin ortak yanı tangonun yoksul göçmenlerin yaşadığı bölgelerde doğmuş olmasıdır. Gerçekten de o yıllarda Buenos Aires’in en yoksul bölgesi olan La Boca’da erkek sayısı kadın sayısından çok daha fazla olduğu için erkekler genelevlere gider, orada sıra beklerken boştaki kadınlarla dans ederlermiş.
Almacen Tango Gösteri Merkezi
Tangonun en önemli özelliği; kadın ve erkeğin birbirlerine çok yakın, hatta yapışık bir şekilde dans etmesidir. Biraz hüzün, bir parça başkaldırı, az biraz düş kırıklığı, bir tutam melankoli ve daha çok cinsellikle harmanlanmış olan tangoyu, doğum yeri olan Buenos Aires’de, hem de ‘’canlı’’ olarak izlemek gerçekten anlatılmaz bir duygu. İsyan duygusu ile romantizim arasında gidip gelen, yürek burkucu bir müzik eşliğinde, tek bir bedendeymişcesine dans eden  çiftleri izlerken, tangonun basit bir dans değil, insanların kendini ifade biçimi olduğunun ayırdına varıyorsunuz.
Buenos Aires’de tangoyu sokaklarda, bazı kafelerde ve kimi restoranlarda izleyebilirsiniz. Önerim; tangoyu, tango gösterisi yapan salonlarda izlemeniz.

Ne Yenir Ne İçilir
. Buenos Aires’te restoranlarda listeler et ağırlıklı. Bunların yanı sıra azımsanmayacak kadar İtalyan Restoranı var. Ama etin vatanına gelip de dünyanın hemen her köşesinde bulacağınız İtalyan Mutfağını yeğlemezsiniz sanırım. Papaya Ovasında otlamış sığırlardan elde edilen nefis biftekleri ve bonfileleri mutlaka tatmalısınız.’emponda’’ adlı börekleri ağız tadımıza uygun. Pazar günleri San telmo’da icra-i sanat eyleyen seyyar lokantalarda hem lezzetli hem de ucuz et yemekleri satıyorlar. Fiyatlarına bakmadan et yiyebilirsiniz burada; cüzdanınız yorulmaz.
Mate ve Kupası
Bu restoranları Av.De Mayo’da, Puetro Modero’da,  Florida Caddesi’ndeki hemen her restoranda, Retiro’da. Rahatlıkla bulabilirsiniz. Nerede yerseniz yiyin, sipariş ettiğiniz etleri nasıl istediğinizi iyi tarif etmeniz gerekiyor. Bazan kup kuru, kimi zaman da kanlı canlı; neredeyse yürüyerek geliyor masanıza siparişiniz; o derece çiğ…  Bu arada et lokantalarının kimilerinde sığır kanından yapılmış sosisler de var. Doğrusu ben etten yapılanı yeğledim. Arjantin’in et dışında, geleneksel yemekleri sunan lokantaları da var. Bu yemekleri tanımak ve tatmak isterseniz San Telmo’ya kadar uzanmanız gerekli. Orada bu tip yemek yapan yerler var. Bizim kıymalı böreğin bol kıymalısı ve biraz da kabacası ‘

Recoleta Mezarlığı Girişi
.Cafe Tortoni’den yukarıda söz etmiştim. Biz orada bir tür çikolatalı pasta olan, chocolate treehorros ve bizim tulumba tatlısına benzeyen ama şiresi olmayan bir tatlı yiyip, kahve içtik. Hesap 3 kişi için 275 ARS geldi. Oranın ününe göre hesap bana ehven geldi.

. Çoğumuz Arjantin şaraplarını içmesek de ününü duymuşuzdur. Ben Buenos Aires’de kaldığım süre içinde birkaç tanesini tattım. Gerçekten güzel şaraplar. Mendoza, Cheval des Andes ve San Juan. Tattığım biralar ise yumuşak içimli, benim hoşuma gitti. Başlıcaları; Quilmes ve Brahma.’’ Alkollü içeceklerden başka öneriniz yok mu’’ diyenler için ise yanıtım mate olur. Mate,  Arjantinli’nin ulusal içeceği, bizim bitki çaylarına benziyor. Tadı biraz buruk. Yaprağını dökmeyen ağaç yapraklarından elde ediliyormuş. Sokakta yürürken bir çok kişinin elinde, içinde bir pipet olan mate kupası görürsünüz. Peki ulusal içecek düzeyine yükselen matenin yararı neymiş. Yağları eritip, enerji veriyormuş efendim! Bu arada soğuk olarak sütle de içiliyormuş. Ben sıcak içtim ve hoşlandığımı söyleyemem…
 Alkolden uzak duranlara da bolca tropik meyve suyu tüketmelerini öneririm.
.Buenos Aires’de akşam yemekleri, İspanya’da olduğu gibi geç saatlerde yeniyor. Eğer bir restorana yer ayırtmadan giderseniz akşam 8-8.30’da gitmenizi öneririm. Bu saatlerde restoranlar pek kalabalık olmuyor.

Alış Veriş
Buenos Aires’de bir çok büyük kentte olduğu gibi önemli alış veriş merkezleri birkaç semt ya da caddede toplanmış. Bu caddelerden ikisi,  araç trafiğine de kapalı olan Florida ve La Valle Caddeleri. Buralarda, bir çok ünlü markayı bulabilirsiniz. Florida caddesi günün hemen her saatinde hareketli ve eğlenceli. Buenos Aires’in en ünlü alış veriş merkezi Galleria Pasifico Florida Caddesinde.
Eğer size Buenos Aires’i anımsatacak hediyelikler almak istiyorsanız; doğrudan San Telmo’ya gidin. Orada hafta sonu açılan pazarda her şey ucuz , biz oradan alış veriş yaptık.

Nelere Dikkat Etmeli
.Buenos Aires’de ulaşım ucuz. 5 hatlı metrosu ve otobüsleri ile kentin hemen her yanına ulaşabilirsiniz. Bu taşıtlardan indirimli yararlanmak için Sube Kartı alıp bir miktar para yüklemeniz gerekiyor. Kart, postane, metro istasyonları ve kiosklarda satılıyor ve oralarda para yükleniyor. Kart almak için kimlik-pasaport gerekli.
Drunk Tree
.Taksiyle yolculuk ucuz. Şöförler kibar. Taksiye gereksinim duyduğunuzda oteldeyseniz; otelin, restorandaysanız restoranın çağırdığı taksiye binmeniz öneriliyor. Her ikisi de olmazsa üzerinde telefon ve acenta adı olanı seçin. Korsan taksilerin güvenli olmadığını söyledi rehberimiz; özellikle hava karardıktan sonra…
.Arjantin parasının adı peso(ARS). 1 USD doları 8.55 ARS ediyor(Kasım 2014). Dolarınızı bankada da, döviz bürolarında da ARS’ye çevirebilirsiniz. Döviz büroları dolara, bankalara göre 10 puan kadar fazla veriyor. Döviz bürosuna güvenilir mi? Birçok döviz bürosu size ödedikleri her ARS’ye güvenlidir anlamında kendi damgalarını basıyorlar. Alış veriş yaptığınız kimi mağazalar da dövizinizi yüksek değerden kabul ediyorlar. Bu arada ARS’nin simgesi USD’nın simgesine($) çok benziyor, aklınızda bulunsun.
. Arjantinliler, kibar ve yardımsever insanlar. Kaldığımız süre içinde hiç olumsuz bir davranışla karşılaşmadım. Ancak; burada da zaman zaman turistlere saldırı oluyormuş. Rehberimizden, bir hafta önce Retiro’da bulunan St. Martin Park’da dolaşan bir turistin kamerası için öldürüldüğünü öğrenince şaşırdım doğrusu. Parkın hemen yanı başında 5 yıldızlı bir otel vardı.
. Buenos Aires’in hemen dışında at çiftlikleri var. Buraya günlük tur düzenleniyor. Çiflikte hem ata binebiliyor, hem de Goucha denilen kovboyların gösterisini izleyebiliyormuşsunuz. Günün  sonunda  ise barbekü partisi… Zamanımız yeterli olmadığı için bu tura katılamadık, kısmet bir daha ki sefere.
.Buenos Aires’i tur otobüsleri ile de dolaşabilirsiniz. Tourist Bus firması’ndan kent turunu 900 ARS’ye satın alabilirsiniz.

Nasıl Gidilir
Buenos Aires’e THY’nin her gün seferi var. Yolculuk, 2 saatlik Sao Poulo Hava Limanındaki duruş da dahil 17 saat kadar sürüyor.


Not: Güney Amerika turuna, iptaller olunca sadece eşimle ben katıldık. Güneş Turizm, tur programından her hangi bir ödün vermeden, programı aynen uyguladı.(8-11 Kasım 2014)


Tigre


Cathedral Metropolitano


La Boca 


La Boca- Sırt Çantasına Dikkat!
Palermo Av Liberdata


Paseo Del Rosedal


Pasao Del Rosedal


Lokanta Seyyar  Ama Sosisler Lezzetli-San Telmo




Puerto Modero



Et Siparişinizi İyi tanımlayın, Yoksa Suyu Çekilmiş Geliyor

Av.9 Juli
Congreso Parkı- Çevresi Yaklaşık 20 Mt. OLan Kauçuk Ağacı
#buenosaires #seyahat #gezi