9 Ocak 2015 Cuma

Buenos Aires



BUENOS AIRES

''Güzel Havalar'' ve Tangonun kenti

Bu güne değin 70'e yakın ülkeye gittim. Bu ülkelerin hiç biri ekvatorun güneyinde değildi. Yıllar önce Singapur'dayken ekvatora 150 km kadar yaklaşmıştım ama o kadar; güneye geçmek kısmet olmadı...
İstanbul'dan kalkan uçağımız yaklaşık 12  saat havada kaldıktan ve Sao Paulo'da 2 saat kadar oyalandıktan sonra, Buenos Aires hava alanına zamanında indi. Saatime baktım; yolculuğumuz 17 saat sürmüş. Ekvatoru ilk kez geçmenin coşkusundan olacak kendimi hiç de yorgun hissetmedim.
Paseo Del Rosedal

Geçmişe Şöyle Bir Göz Atalım
İspanyolca'da  anlamı güzel havalar olan Buenos Aires 8 milyon nüfusu ile Güney Amerika'nın 2. büyük kentidir. Kent nüfusunun çoğunluğu İspanyol ve İtalyan kökenlilerden oluşuyor. Ancak  Araplar, Ermeniler, Museviler ve Doğu Asyalılar da azımsanmayacak bir nüfusa sahipler. Kent'i ilk kuranların (1536) İspanyollar olduğu biliniyor. İşgalden hemen sonra yerlilerin mukavemeti ile karşılaşan istilacılar, bir kaç yıl sonra buraları terk ediyorlar. 1580 yılında ise; bir daha geri dönmemek üzere bu topraklara yerleşiyorlar. Tarihsel süreçte her zaman önemli bir liman kenti olan Buenos Aires, 1880 yılından bu yana Arjantin'in başkentidir.

Nerelere Gidilir
Size ilk önerim, Türkiye ile 5 saatlik zaman farkı nedeniyle zaten erkenden uyanacağınız için henüz günlük trafik başlamadan 144 metre genişliği ile dünyanın en geniş bulvarı olan 9 Juli Bulvarı'nın, bizdeki orta karar bir cadde genişliğindeki kaldırımlarında yürümeniz olacaktır. Cadde, yan yollar, ortadan geçen metrobüs yolları ile birlikte 22 şeritten oluşuyor. ''Karşıdan karşıya geçmek bir hayli zaman alıyor'' dersem abartmış olmam.

9 Juli Avenue - Eni 144 Metre
Bulvarın ortasında kentin kuruluşunun 400. yılı anısına 1936 yılında yapılmış olan bir Obelisk(dikili taş-Colon) var. Mimar Alberto Prebisch'in eseri olan bu dikili taşın yüksekliği 68 metre. Burası, fotograf çekmek için en uygun ışığı sabah saatlerinde alıyor. Dikili taşın hemen çevresindeki yeşil alan, akşamları, çoğunlukla 14-18 yaş arası kızlı erkekli gençlerin uğrak yeri. Gitar çalıyorlar, şarkı söylüyorlar, oyun oynuyorlar... Kısaca gençliklerini yaşıyorlar. Bir süre izledim onları; ne  kavga, ne hır gür; bir de sıcak ülke insanı olacaklar(!).
9 Juli Bulvarı'nın üstünde ve her iki yanında, aralarında Donkişot'un ki de olan yontular, süs havuzları ve çok güzel binalar var. Bu binaların en ünlüsü ise hiç kuşkusuz dikili taşa çok yakın olan Theatre Colon. Rehberimiz Maria anlatıyor, ben not alıyorum:
Colon- Av 9 Juli

-''Tiyatro binası mimar Francesco Tamburini tarafından tasarlanmış ve 1908 yılında ilk kez Aida operası ile perdelerini açmış. 6 katlı balkonu bulunan binanın koltuk kapasitesi 2500 kişilikmiş. Bir kaç mimari biçemin bir arada uygulandığı bu pembemsi kırmızı binanın dış duvar kabartmaları ve yontuları ise Luigi Trinchero'nun eseriymiş.
Theatre Colon
Theatre Colon, dünyanın en iyi üç , ses kalitesi en iyi beş opera binası arasında yer alıyormuş. Yıllar içinde birçok kez onarılmış. En son onarımı ise  2006 yılında başlamış ve 2010 yılında tamamlanmış.'' Küçük bir not: Theatre Colon'un en güzel fotografını ise öğle üzeri çekebilirsiniz.
…
Umarım yürümekten hoşlanırsınız. Zaten bir kenti tanımanın en iyi yolu onu yürüyerek dolaşmaktır. O halde 9 Juli Bulvarını dikine kesen Av. De Mayo'dan Plaza De Congreso'ya doğru yürümeye başlayalım. Av. De Mayo uzunca bir bulvar. Plaza De Mayo'dan başlayıp kongre binasına kadar uzanıyor. Bulvarın batı ucundaki Ulusal Kongre Binasının muhteşem bir görüntüsü var. Congreso'nun ön cephesinde büyükçe bir park (Plaza Congreso ) ve bu parkta, yüksekçe bir kaideye yerleştirilmiş onlarca yontudan oluşan bir anıt var.
Plaza Congreso
 Parkta dikkatimi çeken bir başka yontu ise; Rodin’in ‘’Düşünen Adam’yıdı’’ Garibim, parkın bir köşesine çekilmiş düşünüp duru… Sordum; kopyaymış… Benzerini Sevilla’da gördüğüm, çevresi’nin uzunluğu, toprak üstündeki kökleriyle birlikte yaklaşık 20 metre olan bir kauçuk ağacı ise parkın bir başka köşesinde…
Congreso Park- Düşünen Adam: Düşünüp Duru...

Ağaç, demir parmaklıklarla koruma altına alınmış. Kongre Binası'nı fotograflamak için en uygun zaman, sabah ile ikindi arası; akşama doğru güneş binanın arkasından vurduğu için Congreso'nun ön yüzü karanlıkta kalıyor.

Tortoni'ye Giriş Sırası
Şimdi geldiğimiz yoldan geriye doğru yürüyelim. Hedefimiz Plaza De Mayo. Ulu ağaçların gölgelediği Av. De Mayo’nun her iki yanında et lokantaları var. Hazır yolumuzun üstündeyken ve vakit henüz öğle yemeği için erken olduğundan,  Buenos Airse'e gelen hemen herkesin gittiği ünlü  Cafe Tortoni'ye uğrayalım. Önceden yer ayırtmadıysanız, kapıda kuyruğa girip sıranızın gelmesini bekleyeceksiniz. Bizim 20 dakika beklemek zorunda kaldığımızı yeri gelmişken söyleyeyim. Maria anlatıyor: ''Tortoni Cafe, Fransız asıllı Touan adlı bir girişimci tarafından1858 yılında işletmeye açılmış. Bugünkü yerine ise (Av. De Mayo 825) 1880 yılında taşınmış.
Cafe Tortoni
Açıldığı günden bu güne her zaman politikacıların, sanatçıların, şairlerin ve yazarların uğrak yeri olmuş. Zaman zaman şiir dinletilerine ve tangoya ev sahipliği yaparmış. '' Binanın dışı yalın ve gösterişten uzak. İçi ise;  20. Yüz yıldan esintiler taşıyor. İçerisi, çoğunluğu ben yaşlardaki turistlerle dolu.  Anladığım kadarıyla gençler, eğer turist değillerse; burayı fazla ciddi ve kasvetli buluyorlar. Peki neden bu kadar ünlü? Ünü, ünlülerin uğrak yeri olmasından geliyor olmalı.
Cafe Tortoni
Genelde insanlar böyle yerlere gitme ihtiyacı duyarlar. Peki ben neden gittim? Az önce söyledim: Buenos Aires'e gelip de Tortoni'ye uğramamak olmaz. Sizin de başınıza gelmiştir. Dönüşünüzde, Boenos Aires’e sizden önce giden birinin,
-‘’Şekerim! Tortoni’de bir kahve içtiniz mi?’’ sorusuna, yanılıp şaşırıp,
-‘’Gidemedim’’ yanıtı verdiyseniz; yandınız; ‘’Gidemedim’’ yanıtının karşılığı çok acımasız olur.
-‘’Alınmayın ama Tortoni’de bir kave içip, lezettli pastalarından tatmadıysanız, Buenos Aires’e gitmiş sayılmazsınız.’’. Yandı gülüm keten helva. Seyahat için harcadığınız onca paraya mı yanarsınız, yoksa o kişiye nezaketinizden dolayı gerekli yanıtı verememenize mi?
Bu tür diyalogdan uzak durmak istiyorsanız; Tortoni’ye bir yol uğrayın…

Plaza De Mayo
Tortoni'den ayrıldıktan 3-5 dakika sonra, Av. De Mayo'nun sonuna ulaştık. Son demem sözün gelişi: Aslında bir son değil. Plaza De Mayo(Mayıs Meydanı), Arjantinliler’in İspanyollar’dan bağımsızlıkları ile sonlanan (Mayıs 1810) özgürlük eylemlerinin başladığı  başladığı meydan. Bu meydan, sadece Buenos Aires'in değil, Arjantin'in en ünlü meydanıymış. Buenos Airesliler buraya, Buenos Aires’in Kalbi diyorlar. Az önce Arjantin'in özgürlük hareketinin burada başladığından söz etmiştim.  Arjantin’i faşist diktatörlüğe götüren ilk hareketler de bu meydandan başlamıştı malesef.

Meydan, aman aman büyük değil. Ancak; çevresinde önemli binalar var. Bunların en ünlüsü başkanların resmi ofisi ve ikametgahı olarak kullanılmış, pembe renkli Casa Rosada'dır(pembe ev).
Casa Rosada
Mimar E.Aberg'in 1882 yılında yaptığı binaya daha sonra Francesco Tamburini bazı eklemeler yapınca; bu günkü Casa Rosada ortaya çıkmış(1898). Binanın renginin pembe olmasının nedeni, harca katılan sığır kanıymış. Bu bilgi bana pek inandırıcı gelmedi doğrusu...
Plaza De Moya- Özgürlük Anıtı(Mayıs 1810)
Plaza De Mayo'nun güneyinde yer alan Casa Rosada şimdilerde eski başkanların eşyalarının sergilendiği müze olarak kullanılıyor. Binanın ön cephesinde, meydana bakan balkondan başkanlar halkı selamlarmış. Eva Peron'un da bu balkondan Arjantinlilere seslendiğini öğrenen Japon turistlerden fırsat bulup da balkona çıkamadım. Niyetim o balkondan alandaki düşsel kalabalığı selamlamaktı; olmadı. Casa Rosada’ya giriş bedava.

Meydanın doğu tarafında ise Catedral Metropolitana bulunuyor. Buenos Aires'in en ünlü katolik kilisesi olan Metropolitana'nın bu günkü yerine daha önce bir kaç kez kilise yapılmış.
Cathedral Metropolitana


Şimdiki kilise ise 1791 yılında hizmete girmiş. Ön cephesi Kadim Yunan tapınaklarından esinlenilerek 12 havariyi temsil eden 12 sütunlu olarak tasarlanmış. Neoklasik biçemli kilise, bir değil birden fazla mimarın imzasını taşıyormuş.

Kilisenin hemen arkasında Arjantin Ulusal Bankası'nın bulunduğu bina var. Ulusal Banka binasının görülecek nesi var demeyin. Burası 1880 yılına kadar tiyatro binası olarak kullanılmış. Bir başka deyişle burada Theatre Colon faaliyet gösteriyormuş. 1880 yılında burası banka olarak kullanılmaya başlayınca Theatre Colon  şimdiki yerine taşınmış.
Arjantin Ulusal Bankası-İlk Theatre Colon

Plaza De Mayo’ya hemen yürüyüş mesafesinde olan Av Callao, Buens Aires’in ünlü caddelerinden biri... Burası rehberimizin dediğine göre 24 saat uyumazmış. İstiklal Caddesi’nin kulakları çınlasın. Anlayacağınız eğlenceli bir cadde. Av Callao üzerinde bulunan en ünlü ve en eski mekan Milling Cafe’imiş. Onarımda olduğu için içeri giremedik.  

Paseo del Rosedal(gül bahçesi), kentin Palermo bölgesinde. 1914 yılında Carlos Thayo tarafından tasarlanan bu parkı mutlaka ziyaret edin. İçinde büyükçe bir gölün, çeşitli yontu ve havuzların ve aklınıza gelebilecek her renkte binlerce gülün bulunduğu bu park, özenle tasarlanmış. Buradaki kadar geniş alana yayılmasa da benzerini Viyana'da gördüğüm bu bahçede, ulu ağaçların altındaki banklara oturup, bin bir gülün kokusu ile harmanlanmış nefis havayı soluyarak, önünüzden geçen genç çiftleri, günün hemen her saatinde spor yapan yaşlısı ve genciyle Buenos Aires'lileri izleyip, saatler geçirebilirsiniz. Parka giriş serbest.
Jardin Japanes

Palermo'da bulunan bir ünlü park da Jardin Japanes'dir (Japon Bahçesi). İlginçtir; Japonlar, kültürlerinin bir parçası olan bahçelerini dünyanın birçok kentinde yapmışlar. Buenos Aires'deki de bunlardan biri…
Paseo del Rosedal
Ben birçok yerde bu bahçelerin benzerlerini gördüm. Kırmızı balıklarlarla dolu yapay göller, Japonya'ya özgü ağaçlar, çiçekler, Japon Bahçeleri'nin olmazsa olmazı kırmızı ahşap köprüler ve  ritüele göre çay içeceğiniz çay haneler. Ülkemizde Eskişehir dışında Japon Bahçesi olan kent  var mı? Bilemiyorum...
-’’Acaba özgün bir Türk Bahçesi tasarlayıp Japonların yaptığını yapabilir miyiz ?’’. Kendi sorumu kendim yanıtladım:
-’’ Kardeşim AVM yapmak varken, Türk Bahçesi de ne iş, icat çıkarma’’ Necip Milletimin çoğunluğunun AVM’ci olduğunu bilmiyor musun? Bahçeye Giriş 32 ARS.
Paseo del Rosedal

Tahmin edemeyeceğiniz kadar çok yeşil alanları,  golf, polo, spor alanları, futbol sahaları; ortasında her biri sanat yapıtı olan yontuları ile büs-büyük meydanları; kaldırımlarında, insanda başka bir gezegendeymiş duygusu uyandıran masmavi çiçekli ağaçlarla (Jacaranda) kuşatılmış bulvarlarıyla Palermo, tarihsel yapılar bir yana bırakılırsa, Buenos Aires'in görülmesi gereken en önemli bölgesi bana göre.
Jacaranda:Mavi Ağaç-Palermo:Av.del Libertador
Olanağınız varsa burayı arabayla şöyle bir görüp geçmek yerine benim yaptığım gibi araba ile bir tur atıp, sonra yürüyerek dolaşın.

Buenos Aires'de görülmesi gereken yerlerden biri de Recoleta'dır. Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi,  bacamsı küçük kuleleri ve pembe taşlarla yapılmış, çizgi filmlerdeki kral saraylarına benzeyen bir yapıda faaliyet gösteren Recoleta Kültür Merkezi, bir çiçeğin taç yapraklarını betimleyen ve paslanmaz çelikten yapılmış Floralis Generica ve Recoleta'nın en ünlü ve en çok ziyaret edilen yeri, Eva Peron'un mezarının da bulunduğu Recoleta Mezarlığı burada. 
Floralis Generica
 Populist bir Güney Amerika diktatörü olan Peron'un karısı Eva'nın öyküsünü ve bu öykünün yarattığı söylenceyi çoğunuz bilirsiniz. Bu mezarlıkta birçok devlet adamının, ulusal kahramanın, sanatçının ve varsılların yattığını söyledi rehberimiz. Çevresi yüksek duvarlarla çevrili, süslü ve kemerli bir taş yapıdan girilen mezarlık, daracık sokakları, heykelleri ve çoğu mimari bir kaygı güdülerek yapılmış mezar evleri ile 
''minyatür'' bir kent görünümünde. Kimi mezar evlerde tabutlar toprağa gömülü değil; odanın ortasında öylesine duruyor...
Recoleta Mezarlığı- Bir Açık Hava Müzesi ...
Peki bu'' minyatür kentte'' Eva’nın mezarını nasıl bulacaksınız? Endişeniz olmasın. İnsanlar akın akın nereye doğru gidiyorlarsa; onları izleyin, bir kaç dakika içinde Eva ile karşı karşıyasınız.
Eva Peron'un Mezarı
Onun mezarını fotograflamak için kuyruğa girip, sizden önce gelenlerin sıralarını savmalarını bekleyeceksiniz. Eva, akrabaları ile Familia Duarte) birlikte sandık odası büyüklüğünde bir mezarda koyun koyuna yatıyor. Mezarlık ilginç, ziyaret listenize alın.

Buenos Aires'in yeni yerleşim yerlerini merak ediyorsanız Puerto Modero'ya gitmenizi öneririm. Atlas Okyanusundan, kentin içine doğru açılmış olan Dique Kanalının bir yanı Av. De Modero. Bu bulvarın üzerinde birçok İtalyan Restoranı bulabilirsiniz. Bulvar üzerinde bir de Katolik Üniversitesi'nin yerleşkesi var. Yeni ve yüksek binaların sıralandığı kanalın kaşı kıyısındaki binalarda varsıllar yaşıyormuş. Kanalın bu yakasında, kanala koşut yürüyüş yolu Puerto Modero'yu yürüyerek dolaşmak için güzel bir fırsat yaratıyor.
Puerto Modero

Av.De Modero’ya piyade yürüyüşü ile beş dakikalık mesafede eski kentin bulunduğu ve genelde düşük gelirlilerin yaşadığı San Telmo semti bulunuyor.
San Telmo-Humberto'da Pazar Yeri
Burayı pazar günü dolaşmanızı öneririm; çok şenlikli oluyor. Hafta sonunda Humberto ve Defensa sokaklarında kurulan pazarda her şey var; derde devadan gayrı… Tekstil ürünlerinden, hediyelik eşyalara, antika eşyalardan türlü çeşitli yiyeceklere kadar her şeyi burada bulmanız olası. Köşe başlarında sokak çalgıcılarının söyledikleri hareketli ve insanda dans etme isteği uyandıran kıvrak ve sıcak  kanlı şarkılar; onların hemen ötesinde ise; çevrelerinde halkalanmış meraklıları umursamaz görünen bir çiftin, akardiyon eşliğinde yaptıkları tango, bu şenlikli pazar yerine ayrı bir renk katıyor.
Sokak Çalgılcıları .San Telmo
Eğer bunca yürüyüşten sonra acıktığınızı hissederseniz, seyyar et lokantalarını size hizmete amade bulacaksınız. Fiyatlar mı? Oldukça ucuz. Et mi? Kuşkunuz olmasın; lezzeti bizdeki ortalamanın üstünde.  
Buenos Aires'de gelmeden önce en çok merak ettiğim ve görmeyi istediğim yer La Boca'ydı. Seyahate çıkmadan önce burasına ilişkin birçok yazı okudum. Her gören övgü ile bahsediyordu La Boca’dan.
La Boca: Maradona, Eva ve Bir Aziz Halkı Selamlıyor
Bir yere, övgü dolu sözcüklerin etkisi ile gidip, düş kırıklığına uğramaktan korkmuşumdur her zaman. La Boca’ya da bu duygularla gittim. Doğrusu korktuğum başıma gelmedi; yalnız umduğumdan daha küçük bir alana yayılmış buldum. La Boca, İspanyolca'da ağız demekmiş.
La Boca


Sanırım bu yakıştırma Buenos Aires Limanının hemen yanı başında olmasından kaynaklanıyor…. Cenovalı İtalyan göçmenlerin kurduğu La Boca, kentin en yoksul mahallesiymiş. Öyle ki buraya ilk gelenler, yatacak yer yokluğundan aynı yatağa  nöbetleşe yatarlarmış. Yoksulluk içinde yüzen La Boca’lıların her zaman devletle başları derde girmiş. Hatta bir zamanlar kendilerine özgü bir bayrakları bile varmış.
Burayı ünlü yapan, hiç kuşkusuz birçoğu teneke kaplı, gök kuşağının tüm renkleri ile boyanmış evleri. Rehberimizin söylediğine göre patronlar liman işçilerine para ödeyemedikleri zaman, işçilere olan borçlarını batıkların saclarını ve boya vererek öderlermiş; evlerin bu şekilde olmasının sebeb-i hikmeti buymuş. Arabadan inip, La Boca’yı dolaşmaya başladığınız an çok farklı bir dünyaya adım atıyormuş duygusuna kapılıyorsunuz. 2 katlı, gök kuşağının tüm renkleri ile boyanmış teneke kaplı evler, evlerin altında kafeler, hediyelik eşya dükkanları, küçük et lokantaları, barlar, tango dersi verenler, hemen sokakta tango yapanlar…
La Boca - Tangocu
Maradon’a burada bir tanrı gibi. Onun futbola başladığı takım olan Boca Juniors, La Boca’nın takımıymış. Hediyelik eşya dükkanlarında bolca Boca Juniors’un formaları, atkıları vb. satılıyor.
Dedim ya La Boca ilginç bir yer. Size önerim: Önce sadece sokakları dolaşın,  sonra mimlediğiniz yerlerin fotografını çekin. Tüm bunları yaptıktan sonra da bir kafe bulup oturun ve bir şeyler içip burayı yaşamaya çalışın. Bu arada bir uyarı: Çantalarınıza dikkat edin. Sırt çantalarınızı’’ göğüs çantası’’ yapın; benim yaptığım gibi.
Buraya kadar gelmişken, 30 kilometre uzaklıktaki Tigre’yi de ziyaret etmelisiniz. Tigre’ye trenle ve kuzey otobüs terminalinden kalkan otobüslerle gidebilirsiniz. Biz, turumuzun programında yer aldığı için araba ile gittik.
 Tigre


Yol boyu gördüğümüz kırlar, at çiftlikleri, güzel villalar nedeniyle yaklaşık 35 dakika süren yolculuğun nasıl başlayıp nasıl bittiğini anlayamadık.
Tekne Bakkal-Tigre
Tigre, Parana Nehri’nin oluşturduğu çok büyük bir deltada yer alıyor. Rehberimizin söylediğine göre delta o kadar büyükmüş ki; nehrin kolları ile parçalanmış 1000 kadar karadan(adadan) oluşuyormuş. 1000 ada, 1000 kanal? Sayı bana biraz abartılı geldi. 1000 sayısını, çokluğu anlatmak için söyledi sanırım; ‘’Sana bin kere söyledim hala yapmadın’’ sözündeki çokluğu anlatan 1000 gibi…
Delta’yı tekne ile dolaşıyorsunuz. İlginç bir yer. İskeleden uzaklaşıp, deltanın derinliklerine yol almaya başlayınca, kararsızlığınız artıyor. ‘’Fotograf mı çekmeliyim, yoksa rehberin anlattıklarını dinlerken etrafı mı seyredeyim ?’’ Ben ikisini birden yapmaya çalışıyorum.
Her iki kıyıda tek ve 2 katlı evler. Kimi villa kıvamında, kimi derme çatma. Ama hepsinin önünde teknelerin yanaşacağı bir iskele var. Evlerin üzerinde, yani iskelelerde kapı numarası yok.  Peki! postacı ya da bir başkası evi nasıl buluyor? Evlerin üzerindeki isimlerden bulurlarmış. Öyle ki; evi bir başkası satın alsa bile ismi değiştirmezmiş. Değiştirmek uğursuz sayılır, ilk sahibinin adını taşıyan bir ev,  yeni sahibindeyken de aynı adı taşımaya devam edermiş. Tuhaf. Burada ulaşım teknelerle sağlanıyor. Taksi mi çağıracaksınız; iskelenize hemen bir tekne taksi yanaşıyor.
Monumento a Los dos Congreso
Çöp toplama ve posta tekneleri, temizlik ve posta hizmeti veriyorlar. Yollar’’su kanalı’’ olduğu için evlere sebze, meyve, kuru gıda, tüp, damacana suyu servisleri de özel olarak tasarlanmış teknelerle yapılıyor. Yaklaşık 5000 kişinin yaşadığı deltada bura sakinlerinin gereksinimlerini karşılamak için, okul, kilise, hastane ve spor alanları vb bulunuyor. Su bulanık. Nedeni yağmur değilmiş, deltayı oluşturan nehirler hep bulanık olurmuş. Tigre Deltası, özellikle hafta sonlarında yakın yerlerden gelen günübirlikçiler nedeniyle çok kalabalık oluyormuş. Uzun süre kalmak isteyenler ise; butik otellerde ya da kamp yerlerinde konaklıyorlarmış. Hazır gelmişken Tigre Deltası’na yarım gün ayırın.
Bu aradaTigre’nin karşı yakası Montevideo; Uruguay’ın başkenti. İsterseniz ve yeterli zamanınız varsa; oraya günü birlik giden teknelerle gidebilirsiniz.

Ve Tango!
Tangonun doğuşuna ilişkin bir çok söylence vardır. Kimi bu dansın ortaya çıkışını 19 yüzyılın başlarında Cenova’dan göçen İtalyanlara, kimileri de  Afrika’ya dayandırır.
Tango:Keder, Melankoli ve Başkaldırının Dansı
Kim ne derse desin ve tangonun ortaya çıkmasına kim yol açmış olursa olsun, hepsinin ortak yanı tangonun yoksul göçmenlerin yaşadığı bölgelerde doğmuş olmasıdır. Gerçekten de o yıllarda Buenos Aires’in en yoksul bölgesi olan La Boca’da erkek sayısı kadın sayısından çok daha fazla olduğu için erkekler genelevlere gider, orada sıra beklerken boştaki kadınlarla dans ederlermiş.
Almacen Tango Gösteri Merkezi
Tangonun en önemli özelliği; kadın ve erkeğin birbirlerine çok yakın, hatta yapışık bir şekilde dans etmesidir. Biraz hüzün, bir parça başkaldırı, az biraz düş kırıklığı, bir tutam melankoli ve daha çok cinsellikle harmanlanmış olan tangoyu, doğum yeri olan Buenos Aires’de, hem de ‘’canlı’’ olarak izlemek gerçekten anlatılmaz bir duygu. İsyan duygusu ile romantizim arasında gidip gelen, yürek burkucu bir müzik eşliğinde, tek bir bedendeymişcesine dans eden  çiftleri izlerken, tangonun basit bir dans değil, insanların kendini ifade biçimi olduğunun ayırdına varıyorsunuz.
Buenos Aires’de tangoyu sokaklarda, bazı kafelerde ve kimi restoranlarda izleyebilirsiniz. Önerim; tangoyu, tango gösterisi yapan salonlarda izlemeniz.

Ne Yenir Ne İçilir
. Buenos Aires’te restoranlarda listeler et ağırlıklı. Bunların yanı sıra azımsanmayacak kadar İtalyan Restoranı var. Ama etin vatanına gelip de dünyanın hemen her köşesinde bulacağınız İtalyan Mutfağını yeğlemezsiniz sanırım. Papaya Ovasında otlamış sığırlardan elde edilen nefis biftekleri ve bonfileleri mutlaka tatmalısınız.’emponda’’ adlı börekleri ağız tadımıza uygun. Pazar günleri San telmo’da icra-i sanat eyleyen seyyar lokantalarda hem lezzetli hem de ucuz et yemekleri satıyorlar. Fiyatlarına bakmadan et yiyebilirsiniz burada; cüzdanınız yorulmaz.
Mate ve Kupası
Bu restoranları Av.De Mayo’da, Puetro Modero’da,  Florida Caddesi’ndeki hemen her restoranda, Retiro’da. Rahatlıkla bulabilirsiniz. Nerede yerseniz yiyin, sipariş ettiğiniz etleri nasıl istediğinizi iyi tarif etmeniz gerekiyor. Bazan kup kuru, kimi zaman da kanlı canlı; neredeyse yürüyerek geliyor masanıza siparişiniz; o derece çiğ…  Bu arada et lokantalarının kimilerinde sığır kanından yapılmış sosisler de var. Doğrusu ben etten yapılanı yeğledim. Arjantin’in et dışında, geleneksel yemekleri sunan lokantaları da var. Bu yemekleri tanımak ve tatmak isterseniz San Telmo’ya kadar uzanmanız gerekli. Orada bu tip yemek yapan yerler var. Bizim kıymalı böreğin bol kıymalısı ve biraz da kabacası ‘

Recoleta Mezarlığı Girişi
.Cafe Tortoni’den yukarıda söz etmiştim. Biz orada bir tür çikolatalı pasta olan, chocolate treehorros ve bizim tulumba tatlısına benzeyen ama şiresi olmayan bir tatlı yiyip, kahve içtik. Hesap 3 kişi için 275 ARS geldi. Oranın ününe göre hesap bana ehven geldi.

. Çoğumuz Arjantin şaraplarını içmesek de ününü duymuşuzdur. Ben Buenos Aires’de kaldığım süre içinde birkaç tanesini tattım. Gerçekten güzel şaraplar. Mendoza, Cheval des Andes ve San Juan. Tattığım biralar ise yumuşak içimli, benim hoşuma gitti. Başlıcaları; Quilmes ve Brahma.’’ Alkollü içeceklerden başka öneriniz yok mu’’ diyenler için ise yanıtım mate olur. Mate,  Arjantinli’nin ulusal içeceği, bizim bitki çaylarına benziyor. Tadı biraz buruk. Yaprağını dökmeyen ağaç yapraklarından elde ediliyormuş. Sokakta yürürken bir çok kişinin elinde, içinde bir pipet olan mate kupası görürsünüz. Peki ulusal içecek düzeyine yükselen matenin yararı neymiş. Yağları eritip, enerji veriyormuş efendim! Bu arada soğuk olarak sütle de içiliyormuş. Ben sıcak içtim ve hoşlandığımı söyleyemem…
 Alkolden uzak duranlara da bolca tropik meyve suyu tüketmelerini öneririm.
.Buenos Aires’de akşam yemekleri, İspanya’da olduğu gibi geç saatlerde yeniyor. Eğer bir restorana yer ayırtmadan giderseniz akşam 8-8.30’da gitmenizi öneririm. Bu saatlerde restoranlar pek kalabalık olmuyor.

Alış Veriş
Buenos Aires’de bir çok büyük kentte olduğu gibi önemli alış veriş merkezleri birkaç semt ya da caddede toplanmış. Bu caddelerden ikisi,  araç trafiğine de kapalı olan Florida ve La Valle Caddeleri. Buralarda, bir çok ünlü markayı bulabilirsiniz. Florida caddesi günün hemen her saatinde hareketli ve eğlenceli. Buenos Aires’in en ünlü alış veriş merkezi Galleria Pasifico Florida Caddesinde.
Eğer size Buenos Aires’i anımsatacak hediyelikler almak istiyorsanız; doğrudan San Telmo’ya gidin. Orada hafta sonu açılan pazarda her şey ucuz , biz oradan alış veriş yaptık.

Nelere Dikkat Etmeli
.Buenos Aires’de ulaşım ucuz. 5 hatlı metrosu ve otobüsleri ile kentin hemen her yanına ulaşabilirsiniz. Bu taşıtlardan indirimli yararlanmak için Sube Kartı alıp bir miktar para yüklemeniz gerekiyor. Kart, postane, metro istasyonları ve kiosklarda satılıyor ve oralarda para yükleniyor. Kart almak için kimlik-pasaport gerekli.
Drunk Tree
.Taksiyle yolculuk ucuz. Şöförler kibar. Taksiye gereksinim duyduğunuzda oteldeyseniz; otelin, restorandaysanız restoranın çağırdığı taksiye binmeniz öneriliyor. Her ikisi de olmazsa üzerinde telefon ve acenta adı olanı seçin. Korsan taksilerin güvenli olmadığını söyledi rehberimiz; özellikle hava karardıktan sonra…
.Arjantin parasının adı peso(ARS). 1 USD doları 8.55 ARS ediyor(Kasım 2014). Dolarınızı bankada da, döviz bürolarında da ARS’ye çevirebilirsiniz. Döviz büroları dolara, bankalara göre 10 puan kadar fazla veriyor. Döviz bürosuna güvenilir mi? Birçok döviz bürosu size ödedikleri her ARS’ye güvenlidir anlamında kendi damgalarını basıyorlar. Alış veriş yaptığınız kimi mağazalar da dövizinizi yüksek değerden kabul ediyorlar. Bu arada ARS’nin simgesi USD’nın simgesine($) çok benziyor, aklınızda bulunsun.
. Arjantinliler, kibar ve yardımsever insanlar. Kaldığımız süre içinde hiç olumsuz bir davranışla karşılaşmadım. Ancak; burada da zaman zaman turistlere saldırı oluyormuş. Rehberimizden, bir hafta önce Retiro’da bulunan St. Martin Park’da dolaşan bir turistin kamerası için öldürüldüğünü öğrenince şaşırdım doğrusu. Parkın hemen yanı başında 5 yıldızlı bir otel vardı.
. Buenos Aires’in hemen dışında at çiftlikleri var. Buraya günlük tur düzenleniyor. Çiflikte hem ata binebiliyor, hem de Goucha denilen kovboyların gösterisini izleyebiliyormuşsunuz. Günün  sonunda  ise barbekü partisi… Zamanımız yeterli olmadığı için bu tura katılamadık, kısmet bir daha ki sefere.
.Buenos Aires’i tur otobüsleri ile de dolaşabilirsiniz. Tourist Bus firması’ndan kent turunu 900 ARS’ye satın alabilirsiniz.

Nasıl Gidilir
Buenos Aires’e THY’nin her gün seferi var. Yolculuk, 2 saatlik Sao Poulo Hava Limanındaki duruş da dahil 17 saat kadar sürüyor.


Not: Güney Amerika turuna, iptaller olunca sadece eşimle ben katıldık. Güneş Turizm, tur programından her hangi bir ödün vermeden, programı aynen uyguladı.(8-11 Kasım 2014)


Tigre


Cathedral Metropolitano


La Boca 


La Boca- Sırt Çantasına Dikkat!
Palermo Av Liberdata


Paseo Del Rosedal


Pasao Del Rosedal


Lokanta Seyyar  Ama Sosisler Lezzetli-San Telmo




Puerto Modero



Et Siparişinizi İyi tanımlayın, Yoksa Suyu Çekilmiş Geliyor

Av.9 Juli
Congreso Parkı- Çevresi Yaklaşık 20 Mt. OLan Kauçuk Ağacı
#buenosaires #seyahat #gezi 

1 Ocak 2015 Perşembe

Adanalı Sözcükler





ADANALI SÖZCÜKLER

Geçenlerde e-postama bir haber düştü. Haberin başlığı Adanaca- Türkçe sözlüktü. Hangi gazetede yayınlanmıştı, anımsamıyorum. Bu haber, yıllardır derlemeye çalıştığım ve sadece bir kaç arkadaşımla paylaştığım ‘’Adanalı Sözcükleri'' bloğumda yayınlama isteğimi kamçıladı. Yayınlamaktaki amacım; bu sözcükleri hem başkaları ile paylaşmak, hem de ilgilenen olursa; onların ekleyeceğini umduğum yeni sözcüklerle bu listeyi alabildiğine uzatmaktı. Bildiğim kadarıyla bu konuyla ilgili içinde doktora tezi de olan birçok çalışma yapıldı. Ama çoğunluğu benim yaptığım gibi amatör çalışmalardı. Yıllar yılı, dedelerimden, nenelerimden anamdan, babamdan, çevremden duyduğum Adanalı Sözcükleri bir araya topladım. Bu konuda iddialı değilim eksiklerim, kasıtsız yaptığım yanlışlıklar olabilir. Şimdiden af dilerim.

Şimdiye kadar bu konuda yapılan derlemelerde, ya Adanaca, ya da Adana Dili gibi adlar kullanıldı. Ben ise bu derlemeye ‘’Adanalı Sözcükler ‘’adını verdim. Nedeni basit. Aşağıdaki sözcüklerden bir bölümü başka bölgelerde de kullanılmasına karşın ‘’ağız’’ farkı nedeniyle listeme girdi. Söz gelimi patlıcana ülkemin hemen her yerinde patlıcan, Adana’da balcan; tellaka Adana’da dellek denir; patlıcan da tellak da artık Adanalıdır. Ben dil bilimci değilim. İşin temeline inmek gibi bir amacım  da yok. Bu nedenle Adanalı’nın kullandığı sözcükler Adana kökenli olmasa bile Adanalı sayılır. Tıpkı Adana doğumlu olmadığı halde yıllar sonra kendilerini Adanalı sayan birçok arkadaşım gibi…Ayrıca sözcüklerin bir bölümü de sadece Adana’da değil Çukurova’da(Tarsus vb) da aynı şekilde kullanılır. Ayakçak: Merdiven, Cülük: Civciv gibi… Ancak; Bilibistan (küçük kertenkele), daşşak kapan- bahta bakan(bukalemun), tuza tüküren(kertenkele) gibi sözcükler ise; Adana deyişiyle; Allah’ına kadar Adanalıdır.

Bu arada şu düzeltmeyi yapmak istiyorum. Avrupa Yakası adlı dizide bir karakter sürekli’’Hoşşik’’ sözcüğünü kullanıyordu. Adanalı olmayan yakınlarım hoşşiğin şımarık anlamında kullanıldığını sanmışlar. Oysa Adana’da ''hoşşik’’, yağcı, yalaka anlamında kullanılır. Şımarığın Adana’daki karşılığı ise ‘’Çişten’’dir.


Katkılarınızı bekliyorum.
Sevgi ve selamlar





Adanalı Sözcükler


A

Aboo: Hayret ünlemi
Acar:Yeni, kullanılmamış
Acebek:Börülce 
Afor:Biçimsiz, şekilsiz 
Aftos piyos:Değersiz, işe yaramaz Aftos piyos olmak: Değersiz olmak, bozulmak,bozum olmak Ağıllık:Zakkum 
Ağnamak:Toza, toprağa bulanmak. Genel de at ve eşeklerin toprakta sırt üstü debelenmesi 
Ağzı açık ayran delisi: Aptal, salak, enayi
Alatorlak: Bıyığı yeni terlemiş, acemi, delikanlılığa henüzadım atmış.
Allöş: Sevinç ünlemi.
Amel:İshal
Anarya:Arka arka gitmek, geri gitmek(motorlu taşıtlar)
Andelip:Tuhaf, acayip, çizgi dışı 
Arasta:Demirci,kalaycı,derici vb sanatkar ve küçük esnafın bir arada bulunduğu çarşı.
Araya gitmek:Bir emeğin boşa gitmesi,harcanmak, israf olmak,kullanılmaz hale gelmek, ziayan     olmak 
Arık:Fide ve fidan dikilen, küçük kanal 
Ark:Bak arık 
Astarsız:Yüzsüz,utanmaz
Aşlama:Meyan kökünün su ile demlendirilmesinden elde edilen bir içecek. 
Aşkar:Surat,çehere. 
Aşkarsız:Suratsız,nemrut,çehresiz. 
Avcar:Sos 
Avel:Aval, aptal, salak,enayi. 
Avganlı:Genelde defter kağıdndan yapılan, dikiş ipi ile uçurulan uçurtma 
Avuca osurup buruna tutulduğu yıllar:lk gençlik, delikanlılık yılları 
Ayakçak:Merdiven
Aydaş: Prematüre doğmuş çocuk. Çok zayıf, hastalıklı 

B

Baboş: Çocuklarına babalarının adını verenlerin, onlara hitap şekli,adı bilinmeyen erkek çocuklara hitap şekli 
Bağda: Çelme, köstek. 
Bağda atmak:Çelme takmak 
Bahta bakan:Bukalemun 
Bakele(bak hele): Bakar mısın 
Balcan:Patlıcan 
Banadura: Domates
Başa çökmek:Tecavüz etmek 
Bayağı: Uzun zaman 
Bayağıdır: Uzun zamandır 
Belbel: Yufka ekmek inceliğindeki pestil(duttan ya da üzüm pekmezinden yapılır) Belertmek:Yaramazlık yapan çocuklara, kaşlarını çatıp, gözlerini açarak ''sakın yapma'' anlamına mimik 
Berdi:Genelde dere kenarlarında yetişen ve hasır yapımında kullanılan bir tür saz 
Best:Bahis 
Bibi: Hala 
Bicibici:Nişasta ile lokum kıvamına getirilmiş, buz, pudra şekeri ve gülsuyu karıştırılarak yenilen bir tatlı. 
Bicik: Meme. Genc kız memesi 
Bider:Tohum 
Bilibistan: Bir tür küçük kertenkele 
Biz-Piz: Kunduracı ve köşkerlerin köselede iğne deliği açmak için kullandığı tahta saplı ucu sivri, iri metal iğne 
Bocit: Bakırdan yapılmış, kalaylı sürahi. 
Boğanak:Şiddetli yağmur, sağanak
Boğazı ile boklu kuyuya düşmek: Pisboğaz olmak. Yemek için her şeyi göze almak. 
Boğuntuya getirmek:Birini şaşırtıp, onun şaşkınlığından yararlanarak istediğini elde etmek. Boku kıllı: Köpek. 
Boku kıllının oğlu: İt oğlu it 
Bol bolamadı: Bolca, gereğinden fazla, çok geniş(elbise için ifade edilir)
Boynuna boz ipler ölçüle Asılasın anlamında bir tür ilenç, beddua 
Böbü: Örümcek,(yere kuyu biçiminde yuva yapan cinsi) 
Büllük:Küçük erkek çocuk cinsel organı 
Büzük:Büzülmüş,makat,anüs 

C

Cambaz-At Cambazı: Hayvan alışverişlerinde, özellikle at alıp satılırken aracılık eden kimse.At alıp satan.Güvenilmez kimse 
Canı cebinde: Zayıf, hastalıklı.
Carcur: Şarjör 
Cazbant: Orkestrac 
Celfin:Henüz yumurtlamaya başlamamış tavuk, piliç. Göğüsleri yeniçıkmış genç kız
Cere:Toprak testi, çömlek 
Cılban: Soyun 
Cılbanmak:Soyunmak, çıplak olmak 
Cıllaz: Oyun bozan, mızıkçı, sürekli olarak haklı haksız itiraz eden 
Cım cılık:Sırıl sıklam 
Cıncık: Kırılmış, küçük cam parçası. 
Cındırık: Çiğköfte eti tokmak ile dövülürken, etten ayrılan sinir 
Cırcır: Saplı buğdayı saman ve buğday olarak ayıran tarım aracı 
Cırlavuk: Ağustos böceği 
Cırrık:Serçe büyüklüğünde boz renkli bir kuş 
Cırtatan: Yabani ve zehirli bir meyve. Kiviye benzer, çekirdekli;sarılığı ve sinüzütü iyileştirdiğine inanılır.Eşek hıyarı 
Cibin: Sivri sinek
Cibindirik: Cibinlik 
 Cillop:Çok güzel,parlak,pürüzsüz 
Cilpirti:Çalı çırpı 
Cimbit:Çevik,atik 
Culubuk: Hindi 
Curun:Genelde bir çeşmenin, tulumbanın ya da su kaynağının önünde olan,dışarıya akıntısı olmayan su çukuru.İçinde biriken sular zaman, zaman tas yada kovalarla boşaltılır
Cülük:Civciv 

Ç

Çal Çiriş: Baştan savma iş. Özensiz
Çandır:Melez
Çatırye enekten turşulu:Bir gulle ( bilye) oyunu deyimi. Gülle oynarken dakkanız ile bir eneğe vurur, o enek de başka bir eneğe değerse; o eneği de alırsınız. Ancak bu sözü daha dakkanız ile atış yapmadan söylemeniz gereklidir 
Çeki: İki tarafı kulplu, kamıştan örülmüş, büyük sepet 
Çelem:Bir tür turp. Şalgam suyu yapımında kullanılır 
Çıkın:İçine öteberi konup, uçları düğümlenen küçük bohça.
Çırakman:Kazma sapı büyüklüğünde sopaların,belli bir uzaklıkta, üste üste konulmuş yassı taş yada eski Adana tuğlalarına fırlatılmasıve tuğlaların yıkılması temeline dayalı bir oyun Çiğit:Pamuk tohumu 
Çilenti: hafif hafif çiseleyen yağmur 
Çiltim:Küçük üzüm salkımı. İri bir salkımdan koparılan, üzerinde 5-6 tane üzüm bulunan
     salkım.
Çitil:Küçük kova 
Çintmek:İnce ince, kübik doğramak(kabak çitmesi yemeği bu şekilde yapılır). Argoda bir kız ile şevişmek.
Çipil:Derin olmayan, yuka. Çapaklı, küçük göz. 
Çivi: Ucu sivriltilmiş, yaklaşık elli santimlik, çapı 1-5 cm arasında sopalarla oynanan oyun. Bu sopalar gübreliğe ya da kıvamlı çamura saplanır. Sopasını sonradan atan ilk atanın sopasının en yakınına atmaya çabalar.Amaç, kendi sopasını kanırtarak, önceki sopayı battığı yerden çıkartıp, oyunu kazanmaktır 
Çizgi lengeri:Çiğit ekerken kullanılan mibzerin yanında bulunan ve düzgün çizgi çekilmesini sağlayan metal disk 
Çörek:Simit 
Çişten:Şımarık 
Çömçe- çomça :Küçük kepçe 
Çul: Yere serilen ince sergi. 


D

Dabaz: Uyuz 
Dakka:Gülle oynarken,oyuncunun hep kullandığı seçilmiş misket.Esas, asıl 
Dalap:Bir şeye aşırı tutkun olan.Genelde aşırı sex isteği olanlar için kullanılır. 
Daraba:Kepenk 
Dardağan: Dardağan ağacında yetişen, önce yeşil, sonra sarı ve sonunda siyaha dönen sert çekirdekli,leblebi büyüklüğünde, ince kabuğu tatlı bir tohum-meyve Daşçıkan:Genelev(Adana’nın 1980'lere kadar faaliyet gösteren genel evinin adı) 
Daşşak kapan:Bukalemun
Debildek-Deblek:Darbuka 
Dellek:Tellak. Yaramaz küçük çocuk. 
Deli Soyka:Dengesiz
Dello:Yüksekçe bir yerden suya ya da yumuşakça bir yere(saman yığını,kum, pamuk yığını) atlarken söylenen bir ünlem 
Depik:Tekme 
Depiklemek-Depik atmak:Tekmelemek, arabada gaza basmak, gaz pedalına yüklenmek Depme:Bakırdan yapılmış su damacanası 
Deşt:Büyük leğen.(Deşte çaldım teleme, gız gösün düğmeleme-Türkü)
Deyişin: deyince 
Deve dönderen:Kaba saba, estetikten yosun, yalap şalap yürüyen.
Devrisi gün:Bir gün sonra 
Deyha:İşte orda 
Dezze:Teyze
Dıkılmak:İçeri girmek
Dırnak(tırnak) Ekmeği: Genellikle kebapçıların kullandığı, üzeri el parmakları ile şekillenmiş, ince uzun pide 
Dırra:Kumru büyüklüğünde olanı, mavi renk ağırlıkta olmak üzere yeşil,sarı,kırmızı renkli tüyleri olan bir kuş 
Dışlık:Rahatlık, huzur,erinç
Dışlık vermemek: Rahat, huzur vermemek, rahatsız etmek.
Dibizot:Depozit, güvence parası
Didek:Toprak damların kenarında suyun akışını yönlendiren set. 

Dilli Düdük Ağzında bakla ıslanmayan, geveze, dedikoducu, çok konuşan

Dinelmek: Ayakta durmak, dikilip durmak

Dölek durmak:Yaramazlık yapmamak,düzgün durmak, terbiyeli durmak.

Dölle:Asma

Dulavrat çorbası:Genelde yoksul evlerde yapılan hamur işi çorba. İçine et

havası versin diye nohut büyüklüğünde, yağda kavrulmuş hamur konur. <

Dulda:Rüzgar almayan yer.

Duluk:Favori(saçla ilgili olan)

Dumduma:Şıra

Durra: Siperlik, şapka siperliği, sundurma.

Dübür: Makat.

Dümbük:Pezevenk,kadın satıcısı 

Düneen: Dün, bir gün önce.

Düven:Tarım aracı.Buğdayı saptan ayırmaya yarayan,altına çakmak taşı çakılmış kapı ölçeğinde tahta. Genelde at ya da öküzle çekilir 

Elci:Irgat başı.Ağa adına tarlada çalıştırılacak işçi bulan kişi 
Elde demir: Fırındak-topaç-, yerde dönerken orta ve işaret parmağın arasından avuca alınır. Fırındak avuç içinde dönerken çivisi avuç içini acıtırsa; bu durum elde demir olarak tanımlanır Elde sinek:Fırındak yerde dönerken, orta ve işaret parmağın arasından avuca alınır. Fırındak avuç içinde dönerken, çivisi avuç içini acıtmazsa; bu durum elde sinek olarak tanımlanır. Bazı oyuncular fırındağın elde sinek olması için çivyi çıkarıp içine sinek koyarlar 
Ellehem: Sanırım, anlaşılan, demek ki 
Emişme: Süt kardeşi. Anası ayrı olan iki çocuğun aynı kadın tarafından emzirilmesi.Bu çocuklar kardeş sayılır, evlenemezler
Enek:Sermaye.Gülle oynarken el değiştiren misket.Piyon. 
Eneğim enek: Kar ve zarar yok, tapiyim anlamında 
En küçüğü kan kırmızı:Bırakın büyüklerini, en küçükleri daha yaramaz 
Erinmek: Üşenmek, bir işi yapmaya istekli olmamak Erkeç:Taşakları burulmuş erkek keçi bsp;  hırçın, huysuz anlamında.
Eskimo-Halep dondurması: Limon, kakao, vişne vb.ile  aromalandırılıp,
      tahtadan bir tutamak konarak özel kalıba dökülerek dondurulan sudan
      yapılan bir tür dondurma.
Essah: Eşeğimi tazeledik:Uzuneşek oyunu
Eşkere: Aşikar, açık açık.
Evdeci: Çiftliklerde ırgatlara yemek hazırlayan, ortalığı silip süpüren aşçı.
     Genelde erkek olur.
Evre'eç: Yufka ekmeği sacın üzerinde çevirmeye yarayan kılıç biçimli
       yassı ağaç.
Evsin:Avcıların avlarını bekledikleri,üç yanı kapalı çalıdan korumalık.
Eyitten: İyiden iyiye.

F

Fallik:Hafif meşrep küçük kız çocuğu.
Farç malamat olmak:Rezil rüsva olmak. İnsan içine çıkamayacak kadar
       rezil olmak.
Felfel: Sarsak
Felhan Buğday, pamuk, mısır gibi ürünlerden sonra tarlayı yeni ürüne hazırlamak için     derince sürmek.
Fıcıttırmak: Fırlatıp atmak
Fırrığı yelli:Hafif meşrep genç kız.Hoppa
Firez: Biçilmiş tarlada kalmış kısa tahıl sapları. Yeni çıkmaya başlamış ekin.
Fistan:Hafifmeşrep genç kız.Yollu


G

Galle:Para çekmecesi,sincap
Gavur güvür:Bir grubun saklanıp,öteki grubun onları bulmasına dayalı,
genellikle gece oynanan çocuk oyunu.
Gebeş:Aptal, salak
Gecenin otu: Gecenin geç vakti, geceleyin.
Gıllik:Keçi boku,küçük.
Gındırık:Hafifçe aralık,kapı,pencere,vb.
Gıran girmek: Hastalıktan kırılmak.
Gırfacana vermek:Ortalığı kırıp geçirmek
Gızzıl gurt-Kızıl kurt: İlenç-Yaralarına kızıl kurt düşe anlamında.
Gicimik:Bugday ambarlarında olan bit.
Gottik:Kısa,kısa boylu.
Götü kızıl:İşyapmaya zorsunan, tembel.
Gidişmek:Kaşınmak.
Gollu: Bak kollu
Göde: Şişman, toplu.
Götünde kurt kaynamak:Yerinde duramayan, sürekli hareket eden çocuklar için kullanılan
        bir ifade.
Gözbağıcı:Sihirbaz
Gubarmak: Kibirli olmak, kafa tutmak, efelenmek. Horozları başka bir
                     horozla dövüşeceği zaman, boyun tüylerini kabartması.
Gullep: Aşırı derecede şanslı.
Gunnamak: Yumurtlamak, doğurmak
Gurk;gurk olmak:Civciv için yumurtaya yatan ,civciv gezdiren tavuk.
Güdük:Yakasız erkek gömleği. Kısa kalmış.Kısa boylu.
Gülek:Tahıl ölçeği.
Günebakan:Ayçiçeği

H

Habbab:Takunya
Halepli: Mat renkli, genelde süt beyazı renkli camdan yapılan gülle
      (Suriye’den kaçak yolla geldiği için Halepli adı verilmiştir).
Hakkuran:Kumruya benzer, ondan daha küçük, gri renkli bir kuş
Hambeles:Bir tür yabani meyve,aşılı murt:
Harani, Hereni:küçük kazan ya da büyük tencere. Genelde yayvan değil, çevresi tabanına
       dik iner ve bakırdan yapılır.
Harım:Ev önünde sebze ekimi yapılan küçük bahçe.
Hartlap:Fırındak-Topaç -yapımında kullanılan sert bir ağaç.
Haşırlı:Yeni, kullanılmamış kumaş, havlu
Hayma: Genellikle  köy evlerinin önünde, ya da bahçesinde, yerden
      yüksekçe yapılmış, döşemesi ahşap, tavanı berdi (bir tür saz) ile
      kapatılmış bir tür çardak. Bazen karpuz tarlasında ya da bağda hırsızları
      gözetlemek için de yapılır. Çardak.
Haza: Eksiksiz, tam, mükemmel
Hazlanmak: Hoşlanmak
He:Evet
Heftik: Kuruntu, endişe.
Heftiği daralmak: Canı sıkılmak, endişeli olmak.
Helke:Kova
Hevkere:Evlerin önünde; sebze yetiştirilen,etrafı çevrili sebze,meyve
      bahçesi.
Heye:Evet
Him:Temel.
Him-Tim Komşu olmak:Komşu evlerinin dip dibe, yan yana olması.
       Komşular arası ilişkilerin eskiliği ve yakın ilişkiyi ifade de eder.
Hombili:Hop, omuz
Hombiline almak:Hoplamak.
Hop: Sırt, omuz.
Hoplamak: Sırtına, omuzuna almak.
Hoşşik:Yalaka, yağcı, yağ çeken
Huğ:Kamış ve sazdan yapılan kulübe.

I

Iccık: Azıcık, bir parça, birazcık, biraz.

İ

İğinik:İshal, kanlı ishal.
İnce dalan:İnce, uzun boylu
İntizar: İlenç,beddua
İptil: Önce, ilk önce
İrişkin:Sucuk
İt ayağı yemiş gibi dolanmak: Başıboş, amaçsız gezmek, dolaşmak.
İt dirseği: Arpacık
İt lingi: İtin hızlı yürüme biçimi.Atın tırıs ile dörtnal arasındaki gidişine benzer
İt yola düştü havası:Hareketli ,curcuna usulünde müzik.
İte atsan it yemez, ata versen at yemez: Çok kötü, berbat.

K

Kabalapazar:Üç aşağı beş yukarı. Pazarlık yapmadan. Götürü.
Kah: Yar, uçurum.
Kâhın başı:Uçurumun kenarı
Kalan-Galan:Artık.
Kaptırmak: Bir atı, yada bir bineği dört nala koşturmak.
Karadon : Şalvar.
Karsanbaç: Karın ya da rendelenmiş buzun üzerine, gül suyu, bal/pudra
       şekeri dökülerek yenen bir tür soğuk tatlı.
Kazan gevreği:Küçük susamlı çörek(simit). Birbirine çevrelerinden
       yapışık olarak, sac bir tepsi ile sürülen, çapı normal simite göre küçük
       olan, genelde öğleden sonra satılan bir tür gevrek simit.
Kasnaklı kuş:Uçurtma
Kaş:Yar,uçurum başı
Karık:Bak arık.
Katık:Ekmeğin yanında yenen zeytin, peynir vb.
Kavsara:Bir tür yaban çalısının şeritler haline getirilip,örülmesi ile
        yapılan,kesik koni biçiminde,küçük tutamakları olan derin sepet.
Kekil:kahkül
Kele:Bir hitap şekli,bre.Genelde kadınlar birbirleri ile konuşurken
 kullanır-Kele bacım… gibi)
Kelep:Kalem şeklinde tahtadan çubuğa sarılmış ip,rulo ip.
Keleş: Güzel, hoş
Kemçik: Çarpık,yamuk, eğri.
Kepkebi:Özellikle ayakkabıların topuğuna çakılan, siyah renkli kısa çivi.
Kepmek:Yıkılmak
Kerc etmek:Eleştirmek
Kıldan kısır.Eşeğimi tazeledik oyunda ilk alta yatan, eşek olan kişi.
      Bu kişi sırasını savdıktan sonra ne kadar hata yaparsa yapsın bir
      daha eşek-alta yatmaz- olmaz.
Kıran: Salgın hastalık.
Kıran giresice: ilenç. Salgına kurban gidesice
Kırık:Dost,Evli bir kadının,evlilik dışı ilişki yaşadığı kişi. Eşeğin yeni
      doğmuş yavrusu
Kısmık:Cimri
Kıyma:Adana kebabı
Kızan:Çiftleşme mevsimi gelmiş hayvan.
Kızan olmak: Aşırı derecede çiftleşme arzusunda olan.
Kızlar memesi:Greyfurt
Kilden:Küçük tas
Kilte:Genellikle çocuk ayakkabılarındaki delikli ince şerit şeklindeki
      kemeri tutan, toka
Kire kör: Kir göstermez, koyu renkli.
Kitapsız.Dini imanı olmayan.
Kollu: İnce şeritler halinde kesilmiş, kamışlardan örülmüş tek kulplu sepet
Konur:Soğuk davranan,tepeden bakan.
Kop:Koş, fırla.
Kopmak: Koşmak
Kopturmak:Koşmak, atı yada bir bineği koşturmak.
Kös gelmek, Yan kös gelmek:Bir kolun üzerine dayanarak yatar
gibi oturmak. Uzun Oturmak.
Kurtboğan:Köpek
Kurt boğanın oğlu:İt oğlu it
Küçük orospu:Bir tür çiçek
Küncü:Susam
Kütlü:Tohumlu-çiğitli pamuk

L

Lavgar:Geveze
Leğençe:Küçük leğen
Log:Özellikle toprak damları, yağmur suyu geçirmesini önlemek için kullanılan
        silindir şeklindeki taş, yada metal.

M

Mafraç:Çeşitli kumaşlardan yapılan, içine yorgan, yastık, yatak vs
            . konan kılıf.Hurç.
Mafraç Yapmak:Hurç yapmak.
Mahana: Bahane
Mahluta: İçine bir parça pirinç katılmış, mercimek çorbası.
Malamat:Rezil, kepaze. Farç malamat: rezaletin en son noktası
Mamık.Bir tür yabani meyve ,ekşi olur.
Manık: Kedi yavrusu
Mavra yapmak: Gevezelik etmek.
Maytap geçmek: Dalga geçmek
Mazzak:Ham incir.
Melefe:İnce yorgan
Meses:Üvendire,öküzleri yönetmek için kullanılan ucu çivili 2-2.5
            metrelik sopa
Meymenet:İyi nitelik,uğur.
Meymenetsiz: Uğursuz
Mırmırık Çorbası: yeşil mercimek, et suyu ve soğanla yapılan bir çorba.
Mit:Belli bir röper noktası.Çocuk oyunlarında oyunun bittiği ya da
 başladığı yer.
Mitil:Yüzü geçirilmemiş, yorgan, minder
Mitili Atmak:Yapışıp kalmak, bir yere yerleşip orada kalmak  
Mısmıl:Uygun,düzgün, istenildiği gibi.
Minçik: İri bir ceviz büyüklüğünde bir kuş
Misilli: Benzeri, aynısı, gibi
Mitil:Eski, yıpranmış kilim. İnce yorgan.
Mitil atmak:Bir yerde kalmak, oraya yerleşmek.
Motorlu: Filtreli sigara
Mucuk:Yazın ortaya çıkan,bir tür küçük sinek.
Murt:Yabani meyve,çilek gibi çekirdeği olur.Aşısız hambeles

N

Namza: Horozların ayaklarının ardında çıkan kemiksi, ucu sivri mahmuz
Neyim:Falan, filan, vesaire
Nünük:
Salyangoz kabuğu

O

O misilli:Güzelim, çok güzel. (O misilli kumaşı gömlek yapıp, araya vermişsin)
Ondan kelli:Ondan sonra
Ortalığı velveleye vermek: Bağırıp, çağırıp, gereksizce çevreyi telaşa düşürmek.
Okuntu: Köy düğünlerinde gönderilen ve  davetiye yerine geçe,
       havlu, mendil, kumaş vb.
Osuruğu cinli: Aşırı derecede sinirli
Oysam: Halbuki

Ö

Örg:Büyük baş hayvanları(at, eşek, sığır vb.) ayaklarından ve boyunlarından
       bağladıkları kendirin ucunda olan, yere sabitlenmiş demir ya da ağaç kazık.
Örtme:Sundurma
Ös'seet: O anda, anında.
Öte:İleri
Öte’ön-:Geçenlerde, geçen gün
Öte'eçe:Karşı taraf,karşı yaka
Ötürmek:İshal olmak

P

Palan:Semer, eşek semeri
Palanlı Karga:Ak baba
Palaz:Keklik yavrusu
Pança:Avuç içi
Parpılamak:Korkutmak amacıyla hafifçe dövmek. Yarayı dağlamak.
Part:Mide,işkembe, karın
Pata pat: Tatspi. Gelir giderin aynı olması. Kumar masasında masaya oturduğun
     para ile kalkmak
Patpat:Motosiklet
Pavlamak:Çakal uluması
Pelit:Meşe palamutu
Peyik:Şalvarlarda iki bacağın arasında kalan bol kumaş parçası
Pırmak: Tuturulduğu yerden ayrılmak Pısmak: Sinmek, büzülmek, korkudan ses çıkarmamak.
Pıynar:Meşe çalısı

Pöçük:Siğara izmariti, Kuyruk sokumu

Puştoğlan:Bir tür çiçek
Püntük:Parça

S

Sallam seyip:Başıboş, amaçsız dolaşan, gezen

Sallanıç-Sallangaç:Salıncak

Sapı Silik: nursuz, şerefsiz, serseri,hayta

Saplıcan:Zatürre 
Sarat:İri delikli elek,kalbur 
Sarhoş teker: Hidrolik düzeneği olmayan traktörlere koşulu kötenlerin en ardında olan ve kötenin hattan ayrılmaması için konan metal tekerlek. 
Say: Toprağın 15- 20 cm altında bulunan, genelde kireç taşından oluşan yumuşak kayalık. Söz gelimi, 'pulluk batmıyor, saya geldi'
Sehim:Pay, üleş 
Sekellemek:Sekerek yürümek
Selinti:Sel sularının geride bıraktığı, dal, ağaç vb 
Selintisi Bağdat'tan gelmek(deyim): Pis, kirli, pasaklı 
Seme: Sersem, alık, yavaş düşünen 
Setik:İnce bulgur, bulgur unu 
Seyip:Başıboş,özgür 
Sıçan tutmaz etmek: Ağzını, burnunu kırıp, dağıtmak.
Sın:Sınamak, denemek. Genellikle gulle oynarken deneme atışı olduğunu anlatmak için söylenen sözcük
Sındı: Denemeydi 
Sırt: Elbise 
Sıtkı sıyrılmak: Bir şeye karşı güvenini, inancını yitirmek. 
Sıyrık:Sözüne güvenilmez, arsız. 
Siftinmek:İstediği bir şeyi yapıp yapmamakta,söyleyip söylememekte kararsız kalmak,çekinmek Siğmek:İşemek 
Sikke:Bak örg 
Silesip:Ağzına kadar dolu 
Silik:Onursuz, şerefsiz, serseri 
Simit:İrmik 
Siptilli:Bit pazarı(Adana'daki)
Sirkenek: Bir tür yabani ot 
Soğukluk:Semizotu
Soku:Dibek taşı. 
Sokum: Dürüm, içine peynir vb şeyler konarak dürüm yapılan yufka ekmek 
Sokurdanmak: Homurdanmak.Anlaşılmaz bir şekilde kendi kendine konuşmak. Genelde kızdığı kişiye belli etmeden, homurdanmak 
Suğluk:Büyük ekmek ya da kıyma bıçağı 
Soyka: Ölünün üzerinden çıkan elbise, iç çamaşırı 
Sulu zırtlak:Limon 
Süllüm: Limon ve biber salçası ile haşlanmış ebe gömeci yemeği. Soğuk tüketilir 
Sütleğen:Dalı kırılınca, süt rengi bir sıvı bırakakan yabani bitki 

Ş
Şakıldak:İri kuyruklu koyunların kuyrukları ile kalçası arasında kalan yünle karışık
     koyun boku.

Şavşalak:Beceriksiz, salak, sakar 
Şataf: Genellikle bağ bozumu sırasında asmada kalan seyrek taneli ve küçük salkımlı üzüm.
Şıpıdık: Ökçesi olmayan terlik 
Şif:Pamuğun kurumuş taç yaprağı 
Şiflemek:Kapalı kozanın kurumuş taç yaprağından mamuğu elle ayıklamak 
Şifan:Yulaf 
Şimşeltmek:Bir sopanın ucunu sivriltmek 
Şirana:Pekmez yapmak için üzüm ezilen tahtadan,ayaklı havuz. 
Şorrik:Göz kenarlarında biriken yağ
Soyka:Ölünün üzerinden çıkan giysiler. Deli Soyka:Serseri, yaramaz
Soykasına kalmak:(deyim): Ölmek

 T
Tahra: Ağaç ve dal kesmeye yarayan, demir saplı, uzunca, ucu kıvrık kesme aleti 
Taht:Çardak 
Taka:Tahta panjur kapaklı küçük pencere 
Takım: Bir bahçe ya da tarlanın komşu bahçe ya da tarla ile olan sınırı. 
Taman: Değil mi, benim dediğim gibi,hani, var ya 
Taşkala:Şakalaşmak,biriyle alay etmek. Dert, bela 
Tapırtıya silah sıkmak: Bir şeyi öğrenmek için tahminlerde bulunup, ağız aramak, emin olmadığı bir şey hakkında ileri geri konuşmak,boş atıp dolu tutmaya çalışmak 
Taşı atıp da başın altına tutulduğu yıllar:İlk gençlik, delikanlılık yılları 
Tavlı:Besili,şişman 
 Tay geldi:İkinci evliğini yapan çocuklu kadın 
Tazı kıçı:Dut ya da üzüm pekmezine ipe geçirilmiş cevizle yapılan sucuk 
Teker:Bisiklet 
Teleme:Kesilmiş sütten elde edilen yumuşak peynir 
Teltik: Tetik 
Teneşirde paklanmak: Ölesin inşallah(ilenç) 
Tepiz:Kilitli iğne 
Terki: Art, arka
Terlik: Namaz kılarken başa giyilen genelde dantelden yapılmış başlık 
Teşkere: Biri önde diğeri arkada olan iki kişi ile taşınan,kulplu, çimento veya gübre taşıma aracı 
Tetir:Taze ceviz yada nar kabuğunun elde bıraktığı doğal boya lekesi 
Tevek:Salatalık, kavun, karpuzu köke bağlayan dal ve bu dalların sürgünü. 
Tevge:Yaramaz,arsız çocuk 
Tımlı:Küçük çakı,sapsız küçük çakı 
Tınmak:Umursamak, önem vermek 
Tibili:Serçeden biraz irice sıçramadan yürüyen tepelikli bir cins tarla kuşu 
Toklu:Bir yaşındaki erke kuzu 
Tummak:Atak yapmak,saldırmak 
Tum:İncir çiçeği. Atak yap, üstüne atla anlamında da gelen emir sözü. 
Tutarık: Epilepsi, Sara Tutya:Çinkodan üretilen, korozyona dayanıklı bir alaşım 
Tutma-Dutma:Irgat 
Tutma Durmak:bir yerde ırgat olarak işe başlamak 
Tuturuk:Ağızda burukluk yapan bir tür ekşi. Çok ekşi 
Tuza tüküren:Bir tür kertenkele 
Tülek:Kurnaz,kendini ele vermeden iş çeviren,dost görünüp gerçekte dost olmayan. Saman altından su       yürüten.Önünde sonunda doğup büyüdüğü yere dönen. Özellikle, nereden bırakılırsa bırakılsın,      yuvasına geri dönen güvercinler için de kullanılır 

U
Uğunmak:Ağrı ve acıyla sessizce kıvranmak. Topaçın(fırındak) hızla ve yalpalamadan sessizce     dönmesi   
Uğur:Ön.Uğrumda duruyor(Önümde duruyor) 
Uluk:Kokmuş, kokuşmuş 
Uluk kadın:Pasaklı kadın. 
Urasa:Şans getirdiğine inanılan şey,uğur 
Urum: Rumdiyarı, Niğde ve Aksaray çevresi.Kapadokya 
Urup: Çeyrek 
Urupla:Tahıl ölçeği, 1/4 Gülek 
Uyuntu:Mızmız
Uzun Oturmak:(Bakınız Kös gelmek) 

Ü
Üllüz:Cılız, zayıf
Ütük:Kolayca üşüyen 
Üvendire:Bak meses 

V

Velesbit: Bisiklet 
Vıttırı vızzık: Cidiye alınmayan, boş, çerçöp.

Y
 Yağlık:Baş örtüsü 
Yağlı yavan:Elips şeklinde olan, genelde ramazanda yapılan, üzerine hafifçe yağ sürülmüş, bir tür poğaça 
Yangal:Cana yakın,sıcak kanlı
Yanaz:Huysuz, inatçı 
Yanpeş:Eğri,çarpık, (yan yan giden), 
Yeğni:Hafif 
Yekinmek:Ayağa kalmak için hareketlenmek, davranmak, kalkıp fırlamak 
Yelfe:İnce,zayıf,hafif, 
Yelleme:Hafif meşrep kız 
Yelli:Hızlı Yelli yelli gitmek:Hızlı hızlı yürümek
Yelloz:Hafif meşrep kız 
Yampiri:Yan yan giden, topal 
Yenişten:Yeniden, bir kez daha 
Yerde biten yememiş:Çok zayıf çocuk 
Yılan yastığ:Bir tür iri kertenkele 
Yuka: Sığ, çipil, derin olmayan 
Yumuş:İş, emir 
Yumuş Buyurmak: Emir vermek 
Yunak:Çamaşır yıkama ve yıkanma yeri. Dere ya da kuyu kenarlarında çamaşır yıkanılan yer Yüklü:Hamile 
Yüklük:Eskiden evlerde yatak, yorgan yaztık, halı gibi eşyaların konduğu, yerden yüksek önü perdeli bölüm 
Yüreği Bayvermemek: Acımak, acıya dayanamamak, kıyamamak.

Z
Zahar:Her halde 
Zaygıl: Baygın, kendinden geçmiş 
Zekaret: Ölmeden önce hastanın tepki vermeyecek duruma gelmesi,koma durumu 
Zembil:File.Hasırdan örülmüş, iki kulplu çanta 
Zırrıkı:Dengesiz,deli. Zıypık: Güvenilir olmayan, serseri
Zıypmak:Kaymak, kayıp düşmek
 Ziv Ziv Gezmek:Boş boş, amaçsız vb. şekilde dolaşmak 
Ziypak: Kaygan, güvenilmeyen kişi
Zibil:Çöp,fazla,çok miktarda. Hayvan gübresi 
Zibillik:Çöplük, hayvan gübresinin toplandığı alan 
Zibilullah:Çok fazla, sürüsüne bereket
Zorsunmak: Üşenmek
Zumzuk:Yumruk
Zort çekmek:Birisiyle dalga geçmek alay etmek ya da onu kızdırmak için dudaklar kapalı,
      başparmakla  işaret parmağı halka şeklinde bir araya getirilir ve kuvetlice üflenince ''zııırrrttt'
      diye ses çıkarmak.     
     

17 Aralık 2014 Çarşamba

İguassu




İGUASSU

Şelaleler:Dünyanın Doğal Yedi Harikasından Biri

Bounes Aires'ten kalkan uçağımız alçalmaya başladı. Uçağın küçük penceresinden hemen altımızda uzanan ve ancak filmlerde gördüğüm uçsuz bucaksız tropikal ormana gözümü kırpmadan bakıyorum. Yeşilin türlü çeşitlisi...Nedendir bilinmez aklıma çocukluğumda izlediğim tarzan filmleri geliyor.
Terminal kalabalık değil ama çıkışta  babası Alman anası İspanyol olan rehberimiz Frank Eichenberg'i, elinde adım yazılı kağıtla görünce rahatladım. Kısa tanışma faslından sonra bizi İguassu yakınlarındaki, orman kıyısındaki otelimize götürdü.
Kasımda Havuz Keyfi-İguaçu


Bourbon Hotel-İguaçu
Vakit akşama yaklaşıyordu ama otele yerleşir yerleşmez soluğu havuzda aldık. Düşünün kasımın 11'i ve biz burada havuza giriyoruz. Bir hafta önce, ayrıldığımızda İstanbul'da hava 10 derecenin altındaydı. Kasım ülkemde  kışın başlangıcı, buradakiler ise aynı zaman diliminde bizdeki haziranı yaşıyorlar.
Akşam yemeği otelin hemen yakınındaki bir gösteri merkezindeydi. Yemekler açık büfe olarak sunuluyordu. Ancak sunum o kadar güzel, yiyecekler o kadar çeşitliydi ki; burayı bizdeki standart açık büfe kavramı ile tanımlamak haksızlık olur. Ben buradakine''önü ardı açık'' büfe'' diyeceğim, izninizle.

Şimdi Gösteri Zamanı ...
Biçimli kalçaları ile dünyada haklı bir ün kazanmış olan Brezilyalı Kadınların, başta samba olmak üzere. renk çümbüşü kostümleriyle sundukları, neredeyse tüm Latin Amerika Ülkelerinin kendine has kıvrak, ateşli ve bir tutam cinsellikle harmanlanmış, insanı oturduğu yerde bile kıpır kıpır kıpırdatan danslarına ünlü Arjantin Şarabını yudumlayarak eşlik ettik.
Şehir Efsanesi Değilmiş


Rafain-Eğlencenin Merkezi
Bu dansları televizyonların haber programlarında ya da kimi filmlerinde izlemiş olanlarınız kesinlikle vardır. Ancak gösteriyi aranızda bir teknolojik araç olmadan capcanlı izlemek bambaşka bir duygu veriyor insana. Danslar o kadar hareketli, o kadar  davetkar ki ;
-''He heeyyttt'' diye nara atıp sahneye fırlayası geliyor insanın.

Cangıla Bir İki...
Gecenin mahmurluğunu henüz üzerimizdeyken, otelde yaptığımız güzel bir kahvaltıdan sonra, bize özel(*) rehberimiz Frank'la yola koyulduk. Bir süre sonra İguassu Ulusal Parkına ulaştık. Frank anlatıyor: Burasının yüz ölçümü 185 bin hektar  kadarmış.
Cangıldan Bir Bölüm

1934  yılında Ulusal Park olmuş, 1986'da ise UNESCO tarafından Dünya Kültür mirası olarak kabul edilmiş. Cangılda başta maymun olmak üzere rakun, yılan, tapir, amarillo ve hatta Jaguar bile varmış. Zaten yolun her iki yanıda bu hayvanların resimlerinin yer aldığı levhalar da var. Bizi cangılda safari yapacağımız noktaya ulaştıracak olan yol çok geniş değil ama neredeyse pürüzsüz. Hızımız , aniden önümüze çıkacak ''orman sakinleri'' ile kaza olasılığını azaltacak kertede yavaş; saatte 30 km. Frank'ın dediğine göre her an bir yabanıl hayvan yolu karşıdan karşıya geçebilirmiş. Gözüm yolda ve yolun hemen dibinden başlayan ormanda. Malesef safari başlangıç noktasına ulaşıncaya kadar, ne karşıya geçmeye niyetli bir hayvan ne de kaderinde karşıya geçmek yazılmadığı için terk-i hayat etmiş bir hayvanın leşini gördüm. Aklıma bizdeki yol kenarlarında görmeye alıştığımız kedi köpek leşleri geldi.

Cangılda Safari-Macuco
Önde elektrikle çalışan bir çekici, ardında içinde bizle birlikte yaklaşık 20 kişi alan üstü açık bir remork; cangılın derinliklerine sessizce ilerliyoruz. Bu kez rehberimiz farklı, Frank bizi safari sonunda, nerede buluşacağımızı söyleyerek bir başka rehbere teslim etti. Yol toprak ve daracık.
Cangılın derinliklerine  doğru ilerlerken, rehberimiz aracı arada bir durdurup, cangıldaki ağaçlar ve burada yaşayan yabanıl hayvanlara ilişkin bilgiler veriyor. Rehber, cangıl sahiplerini rahatsız etmekten çekinircesine adeta fısıltı ile konuşuyor. Benim gözüm ormanda, kulağım oradan gelecek bir yabanıl hayvan sesinde. Ama bugün hayvanların tatil günü olmalı ki; ne bir ses, ne bir nefes; tık yok. Bir kişi maymun gördüğünü sanıyor ama işaret ettiği yere dikkatlice baktığımda maymun sandığı şeyin, rüzgarda sallanan, ağaçlar arasında kalmış kuru bir dal parçası olduğunu fark ediyorum.
Macucu-Cangılda Yürüyüş
Turumuz yaklaşık 45 dakika kadar sürüyor. Tur boyunca bana ilginç gelen tek şey ara sıra gördüğüm portakal ağaçlarıydı.


Ve Serüven Başlıyor...
Sonunda rafting yapacağımız İguassu nehrine yaklaşıyoruz. İnceden, ipliksi bir yağmur başladı. Sabahtan  beri güneş, yüzünü göstermek için ''görümlük'' isteyen taze gelin misali; pek nazlı.
Nehir bulunduğumuz noktadan yaklaşık 20-25 metre daha aşağıda; ya allah ya fettah ! deyip küçük iskeleye doğru yokuş aşağı inmeye başlıyoruz, yerler kaygan...
Zodiak Botta-İguassu Nehri

Arjantin ve Brezilya  arasında doğal bir sınır olan İguassu Nehri yerlilerin dilinde İ su, Guassu ise büyük anlamına geliyormuş. İkisi birlikte okununca büyük su oluyormuş. Oysa ben nehrin adının Türkçe'den geldiği konusunda ne hayaller kurmuştum. Hani bizimkiler her nasılsa Güney Amerika'ya gitmişler de Amazon nehrini görünce;
-''Amma uzun'' demişler de nehrin adı zamanla Amazon olmuş ya!. Ben de nehrin adının son iki sözcüğü su olduğu için. Türkçedir(!)  diye düşünmüştüm. Bu kanıya boşuna varmadım. İ, uzun İiii olarak okunduğunda Adana ağzında hayret ve şaşkınlık anlamındadır. Gua ise biraz zorlanırsa ''ağa'' sesi verir gelir. Eee su 'da bildiğimiz su. Sonunda ''hayret ağa bu ne su'' sözü ortaya çıkar ve bu söz de söylene söylene İguassu olur. Nokta...

Adının nereden geldiğini öğrendik de bu şelaleler nasıl olmuşmuş? Öykü kısaca şöyle. Tanrılardan biri olan Naipi, güzel ama ölümlü bir kıza aşık olmuş. Baş tanrının bu evliliğe razı olmayacağını öğrenen Naipi sevgilisini bir kanoya atıp kaçırmaya kalkınca; baş tanrı öfkelenmiş ve nehri kiye bölüp şelaleleri ortaya çıkararak bunların kaçmasına engel olmak istemiş. Ama aşıklar, işi inada bindirip ''Nuh deyip peygamber ''dememişler, ırmakta konoyla gitmeye devam etmişler. Sonunda da şelalelerden düşüp terk-i hayat etmişler. Olay böyle mi olmuş, Nuh'un bu öyküde bir rolü var mı ? bilemem. Bana anlatılan öykünün özü bu.
Şelale Turunun Başlangıç Noktası
Nehrin uzunluğu 1320 kilometreymiş, suyun rengi sarımsı kahve...Nehir o kadar deli akıyor ki; üzerimizdeki can yeleklerinin bizi boğulmaktan koruyacağından doğrusu kuşkulanmadım desem yalan olur. Önceden uyarıldığımız için su geçirmez yağmurluklarımız da üzerimizde. Yaklaşık 20 kişi, bizi şelaleler götürecek zodiak bota doluştuk ve İguassu Nehrinin akış yönüne doğru gitmeye başladık. Nehirle botun kavgası görülmeye değer, ama teknoloji şimdilik doğaya karşı 1-0 önde. Motorlar güçlü, akıntıya karşı ilerlemeye devam ediyoruz. Türkiye'de bir kaç kez rafting yaptım ama böylesini ilk kez görüyorum. Nehirin kıyıları kayalık, kayalıklar biter bitmez de orman başlıyor. Kaptan suda zig-zaglar çizip işin içine daha fazla heyecan katma derdinde. Bense; uzaklardan bize ulaşan, adeta boğazlanan güçlü bir hayvanın iniltisine benzeyen gürültüye kulak kesilmişim.
285 Şelaleden Biri Daha


Tanrı Naipi ve Ölümlü Sevgilisi Buradan Düşmüş Olmalı

Burada Saatlerce Kalabilirsiniz


Aman Tanrım Bu Da Ne?
Yatağında geniş kıvrımlarla akan nehrin son kıvrımını geçince o korkutucu sesin kaynağına ulaştık. Yaklaşık 40-50 metreden aşağıya öylesine bir su düşüyor ki anlatamam. Su, daha havadayken neredeyse atomlarına ayrılıyor; inceden bir toz bulutu gibi aşağıdaki nehirle buluşuyor. Kaptan, fotograf çekebilmemiz için şelaleye güvenli bir mesafede yaklaşıp, teknenin yanını şelaleye verdi.
Bir Kaç dakika Sonra Şelale ile Adeta Kucaklaşacağız
Üzerimize inceden inceye serpinti geliyor ama ne gam; derdimiz bu görüntüleri kameraya aktarmak. Birden gözüm kaptana takıldı:

-''Bunun gözü göz değil'' dememe kalmadan botun burnunu aniden şelaleye döndürüp gazladı.

Böyle gidersek 8-10 saniyede o çılgın suyla kucaklaşacağız; hem biz hem de  kameralarımız sırıl sıklam olacak.. Allahtan eşim tedbirli. Kameramızı hemen bir naylona sarıp sarmaladı. Tam şelalenin altına girecekken, kaptan keskin bir dönüş yaptı. Ama nafile. Herkesin payına adam başı en az bir varil su düştü diyebilirim.
Kaptan aynı manevrayı bir kaç kez  daha yineledikten sonra dönüş yoluna koyulduk.
Her kesin yüzünde gördüklerine ve yaşadıklarına inanamamış insanların ifadesi vardı.

Teraslardan Şelalelere Bakış
İguassu nehrini bölen irili ufaklı 285 adet şelale 2.8 kilometrelik bir alana yayılmış. En büyük şelalenin adı ''Devil's Thoart-Şeytan Boğazı'' ve su 82 metreden düşüyor. Şelalelerin %80'i Arjantin tarafında olmasına karşın en iyi  göründüğü ve fotograflandığı taraf ise Brezilya'da. Anlayacağınız ineği besleyen Arjantin, sütünü sağan Brezilya...
Çöp Kutusunda Rakun





Kıyıya paralel bir patikada yürüyoruz. Manzara neredeyse adım başı değişiyor. Üç beş adımda başka bir görüntü alıyoruz. Cangıl safarisinde göremediğimiz hayvanlar burada. Maymunlar, lisa denen büyükçe kertenkeleler, rakunlar...

Lisa-Cangılın Sessiz Sakini

Torbaya Dikkat
Özellikle rakunlar, hiç bir şeye aldırmadan, bacaklarınızın arasından hızla geçip yiyecek arıyorlar.
Son durağımız, şelalelerin Brezilya tarafında olanı. Aman tanrım! Yaşamım boyu bunca suyu, bu kadar yüksekten düşerken ve bu kadar yakından görmemiştim. Suyun düştüğü yerde ahşaptan yapılmış bir yürüyüş yolu var.

İlk adımımdan sonra aniden bastıran bir sağanağa tutulmuş gibiyim. Ama kararım karar. Yolun sonuna kadar gideceğim. Çünkü orada görüntü çok daha güzel.
Şelaleri fotografladığımız yolculuk yaklaşık bir saat sürdü. İnanın zamanımız kısıtlı olmasaydı, seyir teraslarından birine oturup, bu muhteşem manzarayı beynimin her hücresine kaydetmek isterdim.
Brezilya Sınırları İçindeki Şelale-Son Durak
Bu doğa harikası; insana tanımı olanaksız bir iç huzuru veriyor. Boşuna burayı dünyanın 7 doğal harikasından biri olarak kabul etmemişler. Hani bunlar şelale ise; ülkemizdekiler musluktan damlayan su sayılır. Niagara ki; çok büyük bir şelaledir. Buna karşın ABD Başkanı F.Roosevelt 'in karısı Elanor'un burayı görünce ''Poor Niagara'' demiş. Öylesine büyük, öylesine görkemli...


Buraya Kadar Gelmişken... Del Este
Buraya kadar gelmişken Parguay'ın bir kenti olan  Del Este'ye uğramamak olmaz dedi Frank. Paraguay hemen şuracıkta.
Paraguay ile Brezilyayı ayıran nehrin adı Parana. İki ülkeyi 680 mt. uzunluğunda bir köprü bağlıyor. Gümrük yok. Bu nedenle olacak ki; köprünün adı dostluk köprüsü. Sağımızdan solumuzdan taksi görevi yapan motosikletler vızır vızır geçiyor. Yaya geçenler de var. Özellikle Paraguay'dan Brezilya'ya geçenlerin elleri dolu dolu. Frank'a göre sınıra yakın Brezilyalılar alışverişlerini Del Este'den yaparlarmış.

Del Este bana nedendir bilmem Pekin ya da Guangzhou'nun kenar semtlerindeki pazar yerlerini anımsattı. İğne atsanız yere düşmeyecek kadar kalabalık. Sokaklar dar ve pis. İşportacıların, dükkanlarının önünde çığırtkanlık yapıp sizi dükkanına davet eden satıcıların ve ayak üstü döviz alıp satan''kambiyocuların'' bağırtısı, CD çalarlarlardan yükselen sımsıcak latin müziğine karışıyor.
Del Este -Paraguay



Arabamızı güç bela bir parka bırakıp bu hengamenin içine dalıyoruz.
Del Este gerçekten ucuz; özellikle elektronikte... Telefon, fotograf makinesi, saat vb. fiyatları çok cazip. Parfümler bile Duty Free den ucuz.
De Este -Motosiklet Taksiler
Elektronik eşya fiyatları Türkiye'den en az %30-40 daha avantajlı. Zaten buraya gelenlerin çoğu da ucuz elektronik eşya almaya geliyorlarmış. Konfeksiyonda önemli markaların resmi mağazaları da var. Orada yaz mevsimi başlangıcı olduğu için yünlülerin fiyatı neredeyse bizden %70 daha ucuz. Marka adı vermeden bir örnek vereyim. Türkiye'de ucuzluk yapan mağazalardan 90 USD'dan aldığım aynı marka bir kazağın fiyatı, burada 32 USD.

Elbette burası çakma Çin malı cenneti . Onların fiyatı bile bizdekilerden ucuz.
İguassu'ya gitmişken alışveriş yapmasanız da Del Este'ye de uğrayın derim. Hiç olmazsa yeni bir ülke ile tanışırsınız.


Nelere Dikkat Etmeli
.Ulusal Parka giriş parası 52.30 real. Ancak iş parka girmekle bitmiyor. Cangılda safari, rafting ve şelale turu için ise ayrıca 170 real ödemeniz gerekiyor. Ama hemen şunu söyleyeyim görecekleriniz ve yaşayacaklarınız bu paraya değer.
.Brezilya Reali'nin işareti USD'nın simgesine benziyor. Ancak önünde R harfi var. Ancak genelde bu harf kullanılmayıp reali sadece $ işareti ile simgeliyorlar. Karıştırmayın.
.Ulusal parkı ziyaret ederken, özellikle şelaleleri fotografladığınız patikada ve seyir teraslarında ayaklarınızın arasında sağa sola koşuşturan rakunlar göreceksiniz. Onlara acıyıp yiyecek vermeyin. Zaten her yerde bu konuda uyarı yazıları var. Bunlar  insan eliyle beslenirse doğanın dengesinin bozulacağından endişe ediyorlar. Ama onlara yiyecek vermeseniz de onlar elinizdeki yiyecek torbalarını kapıp kaçıyorlar. En iyisi yiyeceklerinizi sırt çantanızda taşıyın.
Sevimli gibi görünen bu hayvanların size kuduz bulaştırma olasılığını da akıldan ırak tutmayın.
Otelin Lobisi ve Orkideler

.Raftinge katılacaksanız(mutlaka katılın) elbisenizin altına mayo giyin. Tanesi 5 dolardan satılan naylon yağmurluklardan  satın almayın, işe yaramıyorlar. Bota binmeden soyunma dolapları var. Orada üstünüzü çıkarıp bota mayo ile binin. Ayağınızda da plastik bir terlik varsa; iyi olur. Dikkat ! Kameranızı korumak için naylon bir torbayı yanınıza almayı ihmal etmeyin.
.Şelaleler İguassu'ya yaklaşık 45 km. Oraya İguassu'dan otobüs seferleri var.
.Del Este'de alış verişi mutlaka nakit yapın. Kredi kartından %10 kadar komisyon alıyorlar.
.Kentin içinde özellikle elektronik eşya satan pasajlar var. Ayrıca Mona Lisa adında ünlü bir AVM'si var. Ama ora biraz pahalıca.
.Yiyecek konusunda çok fazla önerim yok. Hangi restorana giderseniz gidin, mutlaka et yiyin.
.Bu geziden daha fazla tat almanızın bir yolu da rehberinizin karakteri. Frank, bilgisi, nezaketi ve davranışlarıyla çift katlı ekmek kadayıfı üstündeki kaymak gibiydi.

Nasıl Gidilir
Biz, Boines Aires'den Gol adlı hava yolu firması ile Arjantin'de iç hat uçuşu yaparak Puerto İguassu hava alanına gelip, Berzilya sınırını geçerek, karayolu ile Iguaçu'ya geldik.Yol yaklaşık 40 dakikamızı aldı.
 ...........................
(*)NOT: 6-7 ay önceden planladığımız tur, 20 kişlik bir katılımla gerçekleşecekti. Ama bu süre içinde önceden katılacağını bildirenler biz hariç vazgeçince  turu düzenleyen Güneş Turizm-Adana- önceden planlanmış etkinliklerin hiç birinden taviz vermeden turu bize özel düzenledi. Anlayacağınız bu seyahat bizim için bir tür balayı oldu.










Del Este

Del Este